• ﻭَﺍَﻥَّ ﻫَﺬَﺍ ﺻِﺮَﺍﻃِﻰ ﻣُﺴْﺘَﻘِﻴﻤًﺎ ﻓَﺎﺗَّﺒِﻌُﻮﻩُ ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺘَّﺒِﻌُﻮﺍ ﺍﻟﺴُّﺒُﻞَ ﻓَﺘَﻔَﺮَّﻕَ ﺑِﻜُﻢْ ﻋَﻦْ ﺳَﺒِﻴﻠِﻪِ ﺫَﻟِﻜُﻢْ ﻭَﺻَّﻴﻜُﻢْ ﺑِﻪِ ﻟَﻌَﻠَّﻜُﻢْ ﺗَﺘَّﻘُﻮﻥَ﴿١٥٣﴾

    153- Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.
  • https://youtu.be/yeK5oE4IHKc
    Hz. Ali’ye Mektup
    sen belki tanımazsın ama ben senin için ölürüm!
    sen beni tanımazsan ben zaten ölüyüm!
    bir Allah’a bir anneme sonsuz itimadım var
    herkes beni yarı yolda bırakıyor ya Ali
    herkes beni yarı yolda bırakıyor bu çok zor!
    sana bu mektubu pişirilmiş çamurun içerisinden yazıyorum
    ağaçların otların ortasında yaşıyorum
    cayır cayır yanan bir orman ne kadar uzun yaşar?
    Allah’ım benim yanmayan yerlerimden yangın çıkar
    yanan öd ağacının külü olmak istiyorum
    yanan bir öd ağacı gibi yanmak istiyorum
    çakmağın varsa çak tutuştur kalbimi
    kılıcın varsa çek yatıştır nefsimi
    sebebin varsa çık karıştır derdimi
    bir kez yüzün görmeye bu can kurban ya Ali
    yürüdün kınında kılıç yüreğinde aşk
    dünya atlıların hışmına uğramış gibi toz ve duman
    ortalık putlarla dolu İbrahim yorgun düşmüş olmalı
    ve bu açıdan bakınca Yakup
    kör olmakta son derece haklı
    Yusuf doğuran bir kuyum yok
    Davudi bir sesim yok Zebur söylemek için
    İsa’nın yakışıklı alnından
    kilise duvarlarına çakılan
    grotesk bir çarmıh kaldı geriye
    ve onca hikmetinden Musa’nın
    kekemelik, israil’e…
    Musa kekelerken oysa
    söze şarkılar bahşeden bir sesi vardı
    bunlar kekelerken havada
    kurşun sesleri ve çocuk çığlıkları…
    demem o ki Zülfikar’a davranan elin
    eksikliği hissediliyor şu an dünyada
    seni sırtından hançerlediler çünkü başka şansları yoktu!
    risk almayı gerektirir seninle göz göze gelmek
    seni sevmek bir insanı sevmenin iskelesidir
    bugün ne dünden bir sonraki gündür ne yarından bir önceki…
    bugün hem dünkü gündür hem yarın ve sonraki
    yani mütemadiyen seninle yaşıyor olabilmek gibi bir bahtım var
    mesela bir akşam Resul’ün evine giderken beni de uykumdan al


    insan önce annesini sever, sen önce O’nu sevdin
    O’nu sen kırıp çıkardın insanın kendini seyrettiği aksinden
    şimdi bazıları mübalağalı buluyor beni
    bazıları gülüp geçiyor ki senin
    vurduğunu cehenneme postalayan bir kılıcın vardı
    ama onları görsen ağlardın merhametten
    sen onlar için kendini ve evladını feda ettin onlar
    kendileri için senin evladının her gün başını vuruyorlar
    ben senden öğrendim ki oysa inanmak
    mesela dost için ölüme yatıp orda
    teslimiyet doğuran bir uykuya dalmaktır
    dünyaya senin gözlerinle bakmak isterdim ya Ali
    şurasında biraz vicdan olan herkesin seni sevmek borcu var
    bir puta dahi inanmanın varsa inanmakla bir alakası ki var
    insan senin Resul’e teslim oluşunla inanmayı tamamlar
    sen bana dil oldun Rahman o dile ağız
    sen bana göz oldun Mustafa göze yürek
    sen bana söz oldun Kuran o söze ayet
    bir kez yüzün görmeye bu can kurban ya Ali
    seninle en sevdiğim müştereğimiz
    ikimiz de en çok hep, hep O’nu seveceğiz
    zannımca sonumuz tam da şöyle olacak
    sen Hüseyn’in başını koyacaksın ortaya
    paramparça olacak gönül zembereğimiz
    sen Hasan’ın ağusundan taslarla sunacaksın
    musallat olmayacak nefis en-gereğimiz
    sen Fatma’nın gözlerini bizle paylaşacaksın
    hakikat söyleyecek aşk ile yüreğimiz
    senin kalbin bir abanın altında korunmuştur
    benim kalbime de yer var mı orda ya Ali?
    sen belki tanımazsın ama ben senin için ölürüm
    sen beni tanımazsan ben zaten ölüyüm
    işte gözyuvarlarımı boşalttım Zülfikar’ınla
    bunca okudum senin gözlerinle bakmak için dünyaya
    hep senin gözlerinle bakmak için ya Ali
    Resul’e
    ve Allah’a!
  • "Bir damla kan ve bin endişe". İşte unutmayı başaramayan insanın trajedisi bu sözlerde gizliydi. Ömürünü endişe içinde tamamlayan ve sürekli acı çekmeye mahkum olan zavallı bir ruh.
  • Dün o atı şömineye attığında mutsuzdu. Evdeki herkes kaybolan oyuncağı ararken o, yaptığı şey ortaya çıkacak diye gün boyu korku yaşadı. İşte o korku cezadan beterdir. Çünkü ceza dediğimiz şeyde bir kesinlik vardır ;ağır olsun yada olmasın, her ceza korkunç bir belirsizlikten ve zalim bir bekleyişten daha iyidir. Ceza insanı kendisini daha iyi hissettirir. Bu yüzden o, cezasını öğrendiği zaman kendini iyi hissetti. Döktüğü gözyaşları seni yanıtlmasın ; evet ağlayıp durdu, fakat önceden gözyaşlarını içine akıtıyordu. İçeri akan göz yaşları, dışarıdan akandan daha çok acı verir.
  • Eylül toparlandı gitti işte
    Ekim filan da gider bu gidişle...
  • Ağaca Tüneyen Swenny
    Bütüne anlamını veren parçaların toplamıdır ve bütün her zaman parçaların toplamından fazladır.Bu söz o kadar hoş anlatıyor ki ..cevirmenimiz kitabı benimsemiş ve bize bu konuda on ayak olmuştur ..peki size bir soru sormali..lanetlenen bir insan kuş olur mu ,kuş oldu diye her türlü aksilik bu kuşa mi rastlar ..tamam yorucu oldu .. Başka bir soru ruh olsaydınız kimin cebine girip onun hayatını mahfedersiniz.. Düşünün tüm yaptıklarını kusuyorsunuz ama o size hicbir şey yapamıyor ..elinde ki bıçaklar silahlar sizin üzerinizde anlam kazanmıyor ..ama sen durmaksızın konuşuyorsun ...ışte insanoğlu ne kadar yuksek bir baskiya girerse girsin kalbindeki ruh doğruyu yanlısı söyler .. Geçmişteki hataları haykırır adeta ..otoriteye karşı kendi otoriteni kaybedebilirsin ..peki bu senin yenilmen mi oluyor ..kişiliğinden taviz veren insanlar birbirine mi dönüşüyor ..ve sen bu aşağılık sisteme yalnız şiirler methiyeler mi yazıyorsun..ışte tam bir labirent ..şölen gibi adeta ..parcalarinizi parça olarak birakmayiniz ..bütün anlamlı ve özeldir..sorularda her ne kadar babam pasta yapmayı nerden biliyor tonu olsada ruhunuzda bir çalkantı oluşturabilmek dileğiyle ..
    Alıntı
    Sanat sanatı gizlemek içindir.
    Çünkü her şey değişir ve diğerine yol verir
    Cevaplar sorular kadar önem taşımaz
  • “İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.