(...)
"Parmaklarıyla dünyaya dokunan,anlamlandırmaya çalışan ve büyüdükçe her şeye ve herkese izini bırakan çocuklardır yaşadıkları ülkeyi, dünyayı güzelleştirecek olanlar."
(...)
Mesele dünyayı "boş vermekte" değil. Çünkü dünyayı boşverdiğini söyleyen insan gerçekte onu önemsemediği için değil, önemsememeyi başaramadığı için bu tavır içine giriyor. Onunki daha çok küskünlüktür. Sonuçta, sevinçten gene pay sahibi değildir. O, dünyaya sevinci tatmak için veya onu önemsediğinden değil, kahrından boş vermektedir.
"Şunu rahatlıkla söylemek mümkün: Mükemmel olmaya çalışmak akan bir nehri borularla akıtmaya çalışmak gibidir. Hatasız olma hırsına kapılmak beyhudedir. Her nesil kendi hatalarını yapar. Hiçbir nesil de kendinden öncekilerin hatalarından kaçınarak hata yapmaktan kurtulmaz. Yeni nesiller çocuk yetiştirme konusunda önceki nesillerden çok daha mükemmel değiller. Sadece farklı hatalar yapıyorlar."
(...)
Dile uzak, doğaya uzak, insana uzak, kültüre uzak, yaşadığı zamana uzak insanın kendi özüne yakın olmasını beklemek, çekirdeği toprakla buluşturmadan topraktan bize bir erik ağacı vermesini beklemek gibidir.