Picasso da o kahveye sık sık gelirdi. Kaçıncı karısı olduğunu bilmediğim bir afet vardı yanında. O afetle hiç konuşmaz, kadın bir şey sorunca, hiç yanıt vermezdi. Kağıt peçetelere bir şeyler çizer, sonra onları buruşturup cebine tıkardı. Ben de hep beklerdim, şunlardan birini atsa da, o gittikten sonra kâğıdı yerden alsam diye. Başını eğip, kaşlarının altından çevresine bakarken, tıpkı bir boğaya benzerdi. Saldırdı saldıracak
Mustafa Kemal’in ölümünden sonra ismet paşa seçilince rahatladık. Annem radyoda haberi dinledikten sonra, “artık bu millet sevgilisini kaybetti, kocasıyla uslu uslu oturması gerekecek bundan böyle” dedi. Çok daha sonraları Lord Kinross’un Atatürk kitabının ilk sayfalarında yer aldı annemin bu sözü.