Mustafa Düzgün

Mustafa Düzgün
Öyle rahatım ki, demişti, bu resmi bitiremeyeceğim. Bitirmesin, daha iyi. Bir sanatçının en güzel eseri hiç bitmeyecek olanı değil mi?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu tutkunluğu yalnız benim farketmem, yoksa C.’yi, onun beni sevdiğinden daha az sevmemden mi? Yoksa tam karşıtı mı?
Kimsesiz kalsın istiyordu. “ Benim ona tutunabilmem için onun benden başka bir dayanağı olmamalı.” Gene de bu kızın ilerde kendi yüzünden azap çekeceğini sanıyordu. Başını çevirip baktı. Azap çekmesini istemiyordu. Sonra kafasında hep o iki cümlelik söz dolaşmaya başladı. Gelip geçenlere düşmanca bakıyordu. Sanki azap çekeni ilaçla kurtaran onlardılar. -Boş yere azap çekmeyin, bir Derman için, dedi.
-Saklama ellerini! Aklım başımda bugün. -Ah, korkunç şey bu! Nasıl biliyorsun? - Sana bakmayı biliyorum ben. Söylediklerimi dinlerken, “Bunu yapamaz ama tutar gene elimi öpmek isterse?” diye düşünüyordun. Bak, dudaklarını belli belirsiz boyamışsın. Boyarken aklından geçenleri biliyorum. Aynaya bakınca sana solgun gibi göründüler. “Sevmez ama azıcık süreyim, fark etmez,” dedin. Öpüşeceğimizi biliyordun. Nerden mi biliyorum? Çünkü ben… Seni öpmek istyorum.
-Demek arada beni düşünüyorsun? -Evet. -Beni çok düşünmeni istemem. -Nedenmiş o! Düşünmeden edemem, biliyorsun seni seviyorum ben. Sigarasını küllüğe bastırdı. “Nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu. Sevmek! Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?