Mustafa Düzgün

Mustafa Düzgün
“Geç kaldım!” diye düşünüyordu. İçinde sanki görülmesi, yaşanılması gereken her şeyi kaçırmış gibi bir felaket duygusu vardı.
Reklam
Ben anlamak istemiyorum! Anlayan öfke duyamaz!
Hadi gel dışarı çıkalım. İnsanlara bakalım! Ne yapıyorlar? Onları o aptal ve küçük gündelik hayatlarının içinde görmek istiyorum. Şimdi neler yapıyorlardır kim bilir? Hiçbir şeyin farkına varmadan, hiçbir şeyi anlamadan, ama gene mutlu ve ıslık çalarak yaşıyorlar.
Hayat böyle mi? Hayat nedir? Yaşamak, görmek, geçirmek…Hayat renkli bir şeydir!
Peki, ne diyorsun? Bak, burada işler kötü. Burada hürriyet yok, devletin hali fena, her şey çürümüş, bunları biliyorsun değil mi?
Reklam