“Fransız yemeği.” dedi Hermione. “Bir önceki yaz tatilinde yedim. Çok güzeldir.” Ron bu kara pudingden tabağına bol bol koyarken, “Senin sözün bana yeter,” dedi.
“.. Evet derse, mesajını Pig’le hemen yolla, pazar saat beşte gelip seni alırız. Hayır derlerse, Pig’i hemen geri yolla ki, seni yine de pazar saat beşte alalım.”
Nasıl ya? Gerçekten nasıl bu kadar müthiş olabilirsin? Sayın Rowling, hayal gücünüz ve zekanızdan biraz rica edicem mümkünse.. Hayran kaldım. Başta hiç bir şekilde akmamış ve aşırı sıkıcı gelmişti (bu benimle de alakalı olabilir tabi..) ama yarıladıktan sonra inanılmaz bir şeye dönüştü. Bu kitap Ron’a fazla üzüldüm :(
Keşke bunu Harry’e böyle yansıtmayıp, Altın yumurtayı kazandıktan sonra değil en sıkıntılı hissettiği anlarda yanında olsaydın,ama yine de yaşadığın kıskançlığı anlayabiliyorum. Harry’e kitapta bir ağlamadığım kaldı yavrucağa neler yaşatıyorsunuz yahu.. Hermione’ye gelirsek, kitabın içine girip sana sıkı sıkı sarılmak istediğim o kadar an oldu ki. Özellikle turnuvaya hazırlanma sürecinde neden o kadar tatlıydınız? Allahım, yazdıkça yazasım geliyor cidden muhteşem kitaptı. Film uyarlamasını da bir o kadar beğendim, heyecanlar basa basa izledim. Emeği geçen herkesejaldkaşdk şaka. İnceleme bu kadardı tamam. 4/7