İzzet Eroğlu

İzzet Eroğlu
@izzeteroglu
9/10
·432 syf.··
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2021 16:59
Çin Müslümanları hakkındaki bu değerli eser hem akademik kalitesi hem de Müslüman dünyasının unuttuğu ya da varlığı veya yokluğundan adeta haberdar olmadığı bir konuyu gündeme getirmesi bakımından önem arz etmektedir. Esasında Türklerin Müslüman olduğu dönemde İslamiyet ile tanışan Çinliler genel olarak İslamiyet’i benimsemeseler de Hui’ler İslamiyeti benimsemişler ve yüz yıllardır inançlarını devam ettirmişlerdir. Ticari ilişkiler, sufizm ve çatışma/isyan olarak üç dönemde ele alınan modern öncesi Çinli Müslümanların tarihi ve yaşadıkları hakkı bilgi edinilmesi bakımından eser önemlidir. Çinli Müslümanların yaklaşık yarısını oluşturan başta Uygur Türkleri olmak üzere Türk soylu grupların tarihine de eserde yer verilmiştir. Ayrıca esere konulan sekiz makale ile konunun daha iyi anlaşılması sağlanmıştır. Çinli Müslümanların yaklaşık yarısını Türk soylu Müslümanlar oluşturmasına rağmen Türkiye’de bu konuda yapılan çalışmaların yetersizliği ve azlığı nedeniyle olmalı ki hiçbir Türkiyeli birine atıf yapılmaması maalesef son derece üzücüdür. Son zamanlarda da Doğu Türkistan veya Çin’in Sincan eyaletinde Uygur Türklerine yapılan zulüm, işkence ve haksızlıklara özellikle Batı dünyası sessiz kalmazken Türkiye de dâhil olmak üzere İslam ülkelerinin böyle bir gündemlerinin olmaması, Sincan’daki toplama kamplarını görmemeleri ve Çin ile ilişkilere hiçbir şey olmamış gibi devam etmeleri esasında konu hakkındaki akademik yetersizlik ve ikiyüzlülüğün açık bir göstergesidir. Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Arasında Suçluların İadesi Andlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’nin de Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonunun gündemin olması, yaşananlar hakkındaki açık gafletin bir göstergesi olsa gerek. Eserin tercümesi son derece açık,
Çin'deki MüslümanlarRaphael Israeli · Gelenek Yayıncılık · 20033 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·336 syf.··
2020 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2020 16:56
Hollow Malikanesi’nde meydana gelen ilginç bir polisiye hikâyesi. Diğer eserlerinde olduğu gibi yazar cinai romandaki maharetini ortaya koymaktadır. Küçük detaylar ve psikolojik tahliller her zaman olduğu gibi önem arz etmektedir. Hikâyede bazen Yakın ve Orta Doğu’ya yapılan seyahatlerle ilgili kısa anılara yer verilmektedir. Bu bağlamda, Boğaz’ın Asya yakasında yaşanılan bir hadiseye atıf yapılması dikkat çekmektedir. Zaten yazarın İstanbul’u ziyaret ettiği bilinmektedir. Zaman zaman ders verici ifadelere de rastlanmaktadır: Bu minvalde hakikati arama amacının doğruya erişmedeki önemi ve kapana düşmüş bir köpeğin kendisine dokunan herkese dişini geçirmesi örneği gerçek hayatta da kendini gösteren durumlardır. Eser, okuyucuyu heyecanla sonuna kadar kendisine bağlamaktadır. Herhâlde bu da polisiye eserlerin bir özelliği olsa gerek.
Hollow Malikanesi CinayetiAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20191,043 okunma
6/10
·176 syf.··
2000 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2000 00:00
Adaleti ile meşhur Emevi Halifesi Ömer b. Abdülaziz’in hayatının hikâye tarzında anlatıldığı bir eser. II. Ömer olarak da bilinen Ömer b. Abdülaziz’in rüyasını Hz. Ömer rüyasında görmüş ve kendisine soyundan gelecek ve yara izi bulunan birinin dünyayı adaletle dolduracağı söylenmiştir. Ömer b. Abdülaziz’in sadece hilafeti değil, hayatının tamamının anlatıldığı eser hesap veren ve adil bir idareci figürü olarak önem arz etmektedir. Emevilerin tüm zulmüne rağmen böyle bir adil birinin hilafete gelmesi ve İspanya’dan Çin’e kadar ülkeyi yönetmesi dikkat çekicidir. Günümüz Müslümanları, her ne kadar Hz. Ömer’e özense de, maalesef Ömerlerin yolunu değil, Emevilerin geleneğini devam ettirmektedir. Eserin dili akıcı olmakla birlikte bazı yerler anlaşılamamakta ve bu yerlerin Türkçeye gereği gibi aktarılamadığı hissedilmektedir.
Ömer b. AbdülazizAbdülhamid Cudi Es-sahhâr · Rağbet Yayınları · 200717 okunma
9/10
·648 syf.··
2019 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2019 22:15
Osmanlı İmparatorluğu’nun belki de en çok tartışılan padişahı II. Abdülhamid hakkında yazılan son derece nesnel ve “Kızıl Sultan” ile “Ulu Hakan” arasında tercih yapma zorunda hissetmeksizin eldeki verilere göre hakikati ortaya çıkarmaya gayret gösteren kıymetli bir eserdir. Böyle bir eserin hangi fikre sahip olursa olsun bir yabancı tarafından değil de, bizden biri tarafından yazılmasını arzu ederdim. Hakikat ideolojik kalıplara saplanarak ortaya çıkmamakta olup uzun, yorucu ve sabra dayanan çalışmaların neticesidir. Salt veya saptırmaya dayalı övme ve yerginin yerini hakikati arama çalışmalarına bırakması bilime, ülkeye ve insanlığa en önemli hizmettir. Tarihimizin tartışmalı şahsiyet ve dönemine dair çalışmanın başarılı bir şekilde ele alınması takdire şayandır. Eserin tercümesi son derece akıcı ve sadedir. Sadece “Sultan” kelimesinin ilk harfinin yazım kurallarına riayet edilmeksizin “sultan” şeklinde yazılması tercümanın vermek istediği muzip bir mesaj olsa gerek.
Sultan AbdülhamidFrançois Georgeon · İletişim Yayınları · 2012167 okunma
6/10
·375 syf.··
2020 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2020 22:02
Kitabın yazarı Ahmet Abu El-Feth, el-Mısr gazetesinin başyazarı ve Nasır ile yakın dostluğu ve irtibatı olan bir şahsiyettir. Abu El-Feth hukukçu olup demokratik idealleri ve parlamenter yönetimi benimsemiştir. Kral Faruk’un baskı politikası ve kötü yönetimine karşı olmakla birlikte başlangıçta darbeye girişimine destek vermemekle birlikte Kral Faruk tarafından darbe hazırlığında olan Hür Subaylar Grubu’nun ortadan kaldırılması haberini alınca bunu Nasır’a ileterek askerî darbenin gerçekleştirilmesinde ve sonraki faaliyetlerinde etkili olmuştur. Ancak darbe sonrası ilan edilen ülkenin demokratik düzene geçirilmesi, serbest seçimler yapılması ve temel hak ve özgürlüklerin temin edilmesini vaatlerinin havada kaldığını anlayınca Nasır aleyhine dönmüştür. Ancak Mısır’da iktidarını güçlendiren Nasır aleyhinde olup da Mısır’da kalmak mümkün olmadığından Mısır’ı terk etmek zorunda kalmıştır. Eser akademik bir eser değildir. Daha çok bir gazetecinin anıları niteliğindedir. Ancak söz konusu gazetecinin Nasır’la istediği zaman görüşebilen biri olması Nasır’ın diktatörlüğe nasıl gittiğinin görülmesi bakımından önem arz etmektedir. Eserin dili sade ve akıcıdır. Darbe sonrası yaşananlar diğer ülkelerdekilerle benzerlik arz etmektedir: Tasfiye komisyonları, hafiyecilik, tabasbusun yerleşmesi (“Tavuklar, Başkan Necib’i görünce adeta neşeleniyorlardı.” s. 84), kanunsuz suç ve ceza olmaz ve doğal hâkim ilkelerinin ihlal edilmesi, şenlik ve eğlencelerle halkın uyutulması (“Mısır tarihinde ilk defa Ordunun bir şubesi tiyatrolar ve göbek oyunları tertibi işiyle meşgul oluyordu.” s. 98), suni gündem oluşturma (“Kümes Hayvanları Hastası” s. 100) vb. Yazarın darbeyi desteklemesine rağmen bundan bin pişman olması fayda sağlamaz. Yazar bu pişmanlığını şu şekilde ifade etmektedir: “…Burada şunu
Mısır İhtilalinin İç Yüzü ve NasırAhmet Abu El-Feth · Rek-Tur Kitap Servisi · 19654 okunma