İzzet Eroğlu

İzzet Eroğlu
@izzeteroglu
Avukat
Ankara
189 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
9/10
·353 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Yazarın karşısındaymış gibi deneme havasında anlattığı hayat hikâyesi, 1900’lü yılların başlarından hemen hemen 2000’lere kadar dönemi kapsamaktadır. Mücadeleci bir sosyalist olarak yazar; olay ve olguları Sosyalizm zaviyesinden ele almıştır. Bu nedenle olmalı ki yazar hayatıyla ilgili bir konuya değindiğinde bir bakmışsınız konu açıklamalarla farklı yerlere götürülmüştür. Falih Rıfkı Atay’ın üvey kızı ve Halide Edip Adıvar’ın da asistanı olan yazar hayatı üzerinden adeta Cumhuriyet tarihinin entelektüel bir tarihini yazmıştır. Eğitim sisteminden siyasete kadar birçok dönemin güncel sorunları canlı bir şekilde anlatılmıştır. Yazarın dilin son derece akıcı ve açıktır. “Makiyaj” ve “ukelâ” gibi az sayıdaki yazım yanlışı da olmasaydı eser daha güzel olurdu.
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Reklam
9/10
·160 syf.··
2026 20. kitabı
Dile kolay, otuz yıl şiirle hayata tutulmak. Ülkenin artık sıradanlaşan adaletsizliklerinin içinde kendini bulan şair otuz yıla yakın süredir şiirle hayat tutunmaya çalışmakta. Şair hakkında verilen uzun süreli mahkûmiyet; Aliya İzzetbegoviç'in “Hüküm ne kadar ağırsa, bu sonuca ulaşılması ve bunun kabullenilmesi de o kadar kolay olur. Kanıt yokluğunda, ağır cezanın kendisi suçun kanıtı hâline gelir.” sözünü âdeta doğrulamaktadır. Şairin trajik hayat hikâyesi yaşanan hukuksuzlukların farkına varmak ve tüm zorluklara rağmen ümit var olmayı anlamak için okunmaya değer.
Karınca Yuvasını Dağıtmamakİlhan Sami Çomak · İletişim Yayınları · 202187 okunma
10/10
·637 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Katyuşa hiç evlenmemiş iki hanımın sahip olduğu bir çiftlikte sığırtmaçlık yapan bir kadının gayr-ı meşru torunuydu. Annesi kimseyle evli değildi, ancak her yıl çocuk doğuruyordu. Doğan çocuklar kendisinin çalışmasına engel olur diye bakılmayarak ölüme terk edilirdi. Katyuşa da bu çocuklardan biri idi. Ancak sahibesinin bebeği görerek beğenmesi üzerine bakılarak yetiştirildi. Yaşlı hanımların eğitim gören yeğenleri Prens Dmitriy ara sıra teyzelerini görmeye gelirdi. Katyuşa bu zengin prense sevdalandı. Prens bir geldiğinde Katyuşa’yı baştan çıkararak eline yüz ruble verip yüzüstü bırakıp gitti. Üç ay sonra hamile olduğunu fark eden Katyuşa bu şekilde devam edemeyeceğini anlayınca çiftliği terk etti. Çeşitli yerlerde çalışan Katyuşa sonunda genelevine düştü. Çocuğu da bakımsızlıktan öldü. Uzun bir süre genelevinde çalışan Katyuşa meydana gelen bir adli vakadan dolayı tutuklanarak cezaevine konuldu. Yedi yıl genelevinde hayatını geçiren Katyuşa altı ay hırsız ve katillerle bir arada kaldıktan sonra Ağır Ceza Mahkemesinin karşısına çıkartılacaktı. Dmitriy zengin bir burjuva hayatı yaşamaktaydı. Koçarginlerin kızı Misiy ile evlenmeyi planlamaktaydı. Fakat genel valinin karısıyla beraber olduğundan evlenmeye metresinin rızasını almadan karar verememekteydi. Dmitriy bu arada ağır ceza mahkemesine jüri üyesi olarak seçilmişti. Sabahleyin kalkıp bilinçli bir vatandaş olarak mahkemeye gitti. Mahkemede zehirlenme davası görülecekti. Davada üç sanık vardı:Otel hizmetçisi olan Semyon Kartinkin ve Esfemya Boçkova ile genelevinde çalışan Maslova. Dmitriy sanıklardan Maslova tanıtıldığında kulaklarına inanamaz oldu. ‘Bu, o olamaz.’ diyordu. Sonradan Katyuşa’ya iyice bakan Dmitriy ruhunun derin ve acı bir değişimin içinde olduğunu sezinliyordu. Tacir Smelkov Mavritanya Otelinde
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,5bin okunma
9/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde özellikle kırsaldan şehre göçün de etkisiyle Ermeniler ve İstanbul'un konu edildiği, küçük hikâyelerde müteşekkil ve hayatın ta kendisinin anlatıldığı küçük ama dokunaklı bir eser.
Hayat Olduğu GibiKrikor Zohrab · Ayraç Yayınevi · 200016 okunma
İnsanı, insan yapan nedir?
9/10
·168 syf.··
2026 17. kitabı
“İnsanın Anlam Arayışı”; yaşadığımız ya da gelecekte yaşanılacak durumlara, hayat yolundaki yürüyüşümüzde karşılaşabileceğimiz çeşitli durumlara ışık tutan bir kitap. Kitapta anlatılan olaylar gerçek hayattan kesitlere yönelik şahitliklerdir. Bu şahitlikleri anlatan kitabın yazarı, ağır koşullarda sınanmış bir kişi. Bu nedenle yazarın tecrübesi; soyut değil, somut ve gerçeklere dayalıdır. Dolayısıyla bu kitap, okuyan kişi üzerinde etki bırakıyor. Yazarın kitapta yer alan şu cümlelerine atıf yapmakta yarar var: “Nöroloji ve psikoloji gibi iki alanda çalışan bir profesör olarak, bir insanın biyolojik, ruhsal ve toplumsal koşullara ne ölçüde tabi olduğunun tam anlamıyla farkındayım. Ama ben iki alanda birden profesör oluşumun yanı sıra, dört kamptan -yani toplama kamplarından- sağ çıkmış ve bu nedenle insanın düşünülebilecek en kötü koşullara bile görülmemiş ölçüde direnip göğüs germe yetisine tanıklık etmiş bir insanım.” Kamplar mı? Kampların adı “Auschwitz”. Bu kamplardaki koşullar çok kötü. Ne kadar mı? Kitabı okurken satırlarında bu sorunun açık bir cevabını bulacaksınız. Bununla birlikte kitabı okudukça, kamplardaki ağır koşullarda, hayatla ölüm arasındaki ince çizgiyi de görebilirsiniz. Kitaptan “Oturup Bavyera manzarasına, dikenli tel örgüleriyle çevrili uzaktaki mavi tepelerin çiçeklerle bezeli eteklerine bakıyordum. Özlem yüklü hayaller kuruyordum...” cümlelerini okuduğunuzda, kendi hayallerinize sürüklenip, kurduğunuz hayalleri ve umutlarınızı hatırlayabilirsiniz. Yazarın özgürlüğe kavuştuktan birkaç gün sonrasına ait bir anlatımı ne güzel: “Aklımda tekrarlayıp durduğum tek bir cümle vardı: ‘Daracık hücremden Tanrı’ya yakardım, o da bana özgürlükle yanıt verdi.’” Kitapta; özgürlüğüne kavuşan bir tutuklunun daha fazla ruhsal bakıma ihtiyaç duyduğu
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
Reklam