Dünya büyük ama denizler kadar derin içimizde.~Rilke
Uçsuz bucaksızlık bizim içimizdedir. Yaşamın yavaşlattığı, tedbirli olmanın durdurduğu ama yalnız kaldığımızda yeniden işe koyulan bir tür varlık genleşmesine bağlıdır. Hareketsiz kalır kalmaz, başka bir yerde oluruz: uçsuz bucaksız bir dünyada düş kurarız. Uçsuz bucaksızlık, hareketsiz insanın hareketidir. Uçsuz bucaksızlık, dingin düşlemenin dinamik özelliklerinden biridir.
Bir kitaplığın rafında, düş kuran kişinin bilmediği bir başka geçmişi anlatan çok eski kitaplar vardır. Hatırlanamaz bir hafıza, bir öte-dünyada işleyip durmaktadır. Hülyalar, düşünceler, anılar birlikte dokunmuştur. Ruh, düş görür ve düşünür, sonra da hayal kurar. Şair bizi bir sınır-duruma götürmüştür, delilik ile akıl arasındaki, canlılar ile bir ölü arasındaki, aşmaya korktuğumuz bir sınıra.
Uzaklar, hiçbir şeyi dağıtmaz. Tersine, yaşamaktan hoşlanacağımız bir ülkeyi bir minyatür içinde toplar. Uzakların minyatürlerinde, birbiriyle uyumsuz şeyler birlik oluşturur. Böylece, kendilerini yaratan uzaklıkları yadsıyarak, sahiplenmemiz için bize kendilerini sunarlar. Uzaktan sahip oluruz, hem de nasıl rahat bir dinginlik içinde