Hayal gücüm onu henüz birlikteyken gökyüzünü seyrettiğimiz akşam vakitlerinde, yine gökyüzünde arıyordu; sevgimi onun çok sevdiği mehtabın ötesinden ona ulaştırmaya, artık yaşamadığı için onu teselli etmeye çalışıyordum; böylesine uzaklardaki bir insana duyulan aşk bir dindi adeta, düşüncelerim dua gibi ona doğru yükseliyordu.
Hem güneş batmak üzere, hem de biz ayrılmak üzere olduğumuz için iki bakımdan günbatımı ânı olan o ânı hiç unutmayacağım, nihai karanlık çökünceye kadar aklımdan çıkmayacak.
Kendi içine kapanarak varlığını sürdürdüğünü zanneden ruhun o uzun iniltisi sadece görünüşte bir monologdur, çünkü gerçeğin yankıları onu yolundan saptırır; bir hayat, kendiliğinden sürdürülen öznel bir psikoloji denemesine benzer, ama uzaktan, bir başka gerçekliğin, bir başka hayatın, tamamen gerçekçi romanına bir “olaylar örgüsü” sunar ve bu olaylar örgüsünün içindeki düğümler de psikoloji denemesinin çizgisini belirler, yönünü değiştirir.
En sıradan nesnelere bile bir büyü ve esrar kazandıran tek şey sanat değildir; nesnelerle aramızda mahrem bir ilişki yaratma gücüne ıstırap da sahiptir.