''İnsan henüz anılır bir şey değilken, üzerinden uzunca bir zaman geçti'' (Dehr, 1)
Sıradan bir insan olarak Bloch, işte o zamandadır. Bloch'u okumak, algısının işleyiş biçiminin farkında olan bir karakteri okumak anlamına geliyor. ''Anlamına geliyor.'' Handke'nin temel hesabıysa, bu iki kelimeyle başlıyor çünkü neden ''Anlamına geliyor'' ? Nasıl ''Anlamına geliyor'' ?
Çok uzun bir süredir hayat var. Küreyi bütünüyle işgal etmiş insan ? Neden kendi türüyle ısrarla anlaşamıyor.. Diğer türler neden kendisinden daha az önemli.. Uzun bir süredir kendi türüyle anlaşamıyorsa insan, o halde bir şeyler nasıl ''anlamına gelebiliyor'' ?
Bloch'un kafasında bir şeyler tasarlama yetisini kaybettiği bir nokta var. Bu noktadan itibaren Bloch, çağrışımın sınırlarını zorluyor. Çaydanlığın içinde olduklarını varsaydığı karıncalar, geçmişte üstlerine kaynar su döküp yaktığı karıncaları anımsatıyor ona. Vicdan muhakemesi okura ait burada. Bloch'u uzun yıllar önce, bir mağara evinde bulacağız belki. Sahi, nasıl anlaşıyorlardı acaba o zamanlar ? Ağız içlerindeki dil, gırtlaklarındaki teller ifade edebilme yetisini bugün olduğundan çok daha kısıtlı bir biçimde karşılıyorken... Nasıl anlaşıyorlardı acaba o zamanlar ? Muhakeme yine okura ait. Kendi zamanındaki Bloch'un agresif ve anlamsız davranışlar sergilediğini görebiliyoruz. Bu davranışlar, o mağara devri insanları için gayet normal davranışlar. Her biri, bir yanlış algılayıştan doğuyorlar.
Kendini bir türlü bilememesine tanık olmak insanın.. Gerçekten çok acı değil mi Bloch'un sıkıntısı ? Bugün sana sembollerle, idrakının yetmediği sembollerle, alışveriş yaptıran reklamlar.. Gazete kupürleri.. Zihnini oyalayanlar.. Bloch'un etrafında da bolca mevcutlar. Etrafında da doğal olarak. Sen dışarıdasın ama kendini arayan.