Kimsecikler yok,
Gel işte ne olur, kaçıralım hayatı
İki görüşme esnasında paylaştıralım o vakit.
Gel taşın halinden birlikte bir şey anlayalım.
Gel bazı şeyleri erkenden görelim ne olur?
Bak saatin havuzu yüzeyinde ateşli akrepler.
Zamanı dönüşe mahpus kılıyor.
Gel ve su ol, bir kelime gibi suskun cümlemde.
Gel ve erit aşkın nurlu cürmünü avuçlarımda.
Isıt beni!
Benim omuzlarıma bırak
Körpecikliğin bütün ağırlığını
Zira, ben! Söylemin sıcaklığına düçar oldum.
Ve siz ey Filistin’in bütün zeytin ağaçları!
Bana konuşturun gölgelerinizin buhurunu,
Tur’un etrafını dolanarak buraya gelen
Bu yalnız yolcuya.
Ki o hala ‘Kelam’ın kendisi ile konuşmasından
Hararet ve ateşler içindedir.