• Japonya'da beyaz matem rengidir.
    Yeni cağların söylenceleri, kırk yedi roninler
  • Japonya, toprağı bizimkinden geniş veya verimli olduğu, madenleri bizimkinden çeşitli veya bol olduğu, insanları bizimkinden kuvvetli veya zeki olduğu için değil; milliyetçi, millî menfaatler uğruna fedakarlık gösterebilecek faziletli nesiller yetiştirmiş olduğu için bizimle mukayese edilemeyecek ölçüde gelişmiştir.
  • Sosyal demokrasi bugün artık bir ideolojik kavram değildir. Bir zamanlar onu sol ideolojinin pankart yapmış olması, sosyal demokrasi ile ilgili bugünkü gerçeği değiştirmez. Bugünkü gerçek şudur:

    Çağdaş, müreffeh Batı ülkelerinin en "sosyalist" sayılanları ne kadar sosyal demokrat iseler, en kapitalist sayılanları da aynı derecede sosyal demokrattır. Finlandiya, Norveç, İsveç nasıl sosyal demokratsa, Fransa, Almanya, İngiltere, İsviçre de aynı şekilde ve aynı oranda sosyal demokrattır. Bu ülkelerde kimsenin soldan, solculuktan falan söz ettiği yok. Çağdaş devletin, olması gerekenleri tespit edilmiş, durması gereken yeri belirlenmiştir. Vazgeçilmez gerçek, sosyal demokrasidir. Günümüz Avrupa sosyal demokrasisi, örneğin, Alman sosyal demokrasisi kendini artık "Marksist" olarak tanımlamıyor. Kökeni öyle olsa da öyle tanımlamıyor. Çünkü o kabuktan kurtuldu, kabuğun içindeki özü aldı. Bırakın Avrupayı, ABD ve Japonya'da bile sosyal demokratların talepleri, projeleri, yöntemleri etkili oldu, hayata yön verdi.

    Çağdaş dünyada kalkınma ve refahı sağlayan ortak bir doğum vücut buldu. Başka bir deyişle, kapitalist-sağ model sosyal devlete, sosyalist-sol model ise serbest piyasaya kapı araladı ve bir ortak kalkınma modeli doğdu: Sosyal demokrasi.
    Yaşar Nuri Öztürk
    Sayfa 258 - Yeni Boyut Yayınları, 30. Baskı
  • Türkiye'de yılda 23 milyon,Japonya'da 4 milyar 230 milyon kitap basılıyor.

    Fransa-İngiltere'de kitap okuma oranı ortalama %20,
    Türkiye'de %0.1
  • 1943-1955 yılları arasında Japonya'da yaşamış bir kızın gerçek hayat öyküsü. ABD 2.Dünya Savaşı'nı durdurmak için Hiroşima'ya bomba attığında minik Sadako burada yaşıyordu. Bombanın yaydığı radyasyon sonucu lösemiye yakalanarak 12 yaşında vefat etti.

    Bin turna kuşu efsanesi der ki ; bir insan hastalandığında kağıttan bin turna kuşu yaparsa ,bunu gören tanrılar bu kişiyi sağlığına kavuşturur.

    Ne yazık ki Sadako 644. turnayı katlarken hayata veda eder.
  • BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

    Bilge Kral kitabına böyle başlamış benim de çok hoşuma gitti ben de bu güzel söz ile başlamak istedim.

    Kral dediğimize bakmayın kendisi kralcılık sistemine karşı tamamıyla demokrasiyi desteklemiştir.

    Kendisini Bosna katliamında ki Türklere yazdığı mektupla tanıma fırsatım oldu ve bazı zekice sözleri misal,
    “Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”
    sözü kendisi hakkında bir sempati oluşturdu ve bu kitabı okumaya başladım.

    İlk olarak 32.sayfada mucizeleri ve Mehdi'yi reddetmiş ve Mehdi'nin müslümanların tembelliğinden ortaya çıktığını belirtmiştir lâkin hadislerde Mehdi konusunda söylemler bulunmaktadır bu konuya katılmıyorum.

    Japonya ile Türkiye karşılaştırmıştır, şöyle bir söylemde bulunmuştur savaştan sonra ikisi de aynı konumdayken Japonya'nın çalışarak birinci sınıf bir ülke haline geldiğini Türkiye'nin ise üçüncü sınıf bir ülke olduğunu ifade etmiştir lâkin kaçırdığı durum coğrafi konumdur.

    Harem sistemini çok eşlilikle bağdaştırmış bu konu da tartışılır.

    Türkiye'nin gerilemesini alfabesine sahip çıkmadığı için olduğunu söylemiştir evet doğru bir söylem kesinlikle Osmanlıca unutulmuş diller arasına girmemeliydi ama tek neden kesinlikle bu değildir.

    Kadın ve anne için söylediklerine katılıyorum.
    Genel olarak görüşlerine katıldım okunması gereken bir kitap tavsiye ediyorum.
  • Günlük hayatta sıkça sözünü ettiğimiz bir laf 'Japon yapmış' Genelde akla gelmeyen, değişik nesneler için de 'Japon icadı' deriz. Peki kimdir Japonlar? Nasıl yaşarlar? İş disiplinleri nereden gelir? Kadının yeri Japonya'da var mıdır? Japonca öğrenmek kolay mıdır? Samuraylar, geyşalar, haikular, harakiri, sakura, ikebana, origami.. Pek çok terim için kulak aşinalığımız olsa da kökenini, nasıl ve neden ortaya çıktıklarını bilmeyiz çoğumuz.
    İşte bu kitap size tüm bunları hatta daha fazlasını vaad ediyor üstelik çok sıcak çok akıcı bir dille.

    Peki kim bu Onur Ataoğlu? Ankaralı bir mühendis. ODTÜ'yü bitirmiş. Sevimli, okunası bir dili var. Aselsan, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı,  Ekonomi Bakanlığında çalıştıktan sonra Japonya'ya tayin edilmiş. Tokyo Büyükelçiliği  Ekonomi Müşavirliğine...
    Günlerini dolu dolu yaşamış, Japon kültürüne kafa yormuş, okumuş da okumuş.

    4 yıl Japonya'da kalıp Türkiye'ye döndükten sonra bu kitabı 2010 yılında yayımlamış. Japonya TARİHinden ve COĞRAFYAsından başlayıp, DİNlere uzanıyor. Ordan sağ yapıp MİLLİYETÇİLİK olgusuna sapıyor. İlk kavşaktan u dönüşü yapıp SAMURAY ve NİNCA'ya şöyle bir uğrayıp MEVSİMLERe göz atıyor sonunda SAKURAyı detaylıca izliyor iyi ki mevsimi. Yetti mi hayır tabiki. Tekrar yola koyulup ALFABEnin haritasını çıkarıyor. Buraya kadar gelmişken bir KABUKİ görmeden olmaz deyip yol alırken HAİKUlar yazıyor. GEYŞA evinin önünden geçerken merakına yenilip kabukiyi erteliyor. Tam geyşa 3. tütsüyü yakacak bari ücret çok olmasın diye yaktırmıyor ve çıkıyor ama aklı MANGAda. Manga hevesi de kısa süreli çıkınca 'ben SUMOcunun zeki çevik ve şişmanını severim' diyor ve bir sumocunun altında eziliyor.

    Tüm bunlar kitapta yazanlar dersem inanmayın böyle bir olay örgüsü barındırmıyor kitabımız. Ama tüm bu olguları , nesneleri ve kişileri barındırıyor. Eğer Japon kültürünü merak ediyorsanız gezip görmüş, bizzat deneyimlemiş birinden, bu kitaptan dinleyin derim. Evet evet dinleyin. Birisi okusun bu kitabı size ve siz gözlerinizi kapatıp masal tadında dinleyin.