edward hyde

edward hyde
@jekyllandhyde
sen hiçbir şeyi dışlamıyor, hiçbir şeyi reddetmiyorsun. ilerlemekten vazgeçtin, ama zaten ilerlemiyordun ki, yeniden yola çıkmıyorsun, vardın sen, daha uzağa gidip de ne yapacağını kestiremiyorsun.
Reklam
yolculuklara çıktın ve dönüşte yanında hiçbir şey getirmedin. oturuyor ve beklemek istiyorsun sadece, bekleyecek bir şey kalmayana kadar beklemek: gece olsun, saatler vursun, günler geçip gitsin, anılar silikleşsin.
bir şeyler kırılıyordu, bir şeyler kırıldı. kendini dayanıklı hissetmiyorsun artık: sana bugüne kadar güç veren, öyle sanıyordun, öyle sanıyorsun, yüreğini ısıtan şey, varoluş duygun, neredeyse önemli olduğun duygusu, dünyaya bağlanma, dünyada kalma duygusu eksikliğini hissettirmeye başlıyor. oysa sen, uykusuz geçen saatlerini, var mıyım, neden varım, nereden geliyorum, ben neyim, nereye gidiyorum gibi soruları kendine sorarak geçirenlerden değilsin. yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıktı sorusu üzerinde hiçbir zaman ciddi olarak düşünmedin sen. metafizik kaygılar soylu yüzünün çizgilerini adamakıllı derinleştirmedi.
böyle bir günde, biraz daha önce, biraz daha sonra, bir şeylerin yolunda gitmediğini, açık konuşacak olursak, yaşamayı bilmediğini, hiç bilmeyeceğini şaşırmadan keşfediyorsun.
lukacs'ın düşmanı weber üzerine senin neler bildiğini, neler düşündüğünü, neler düşünülmesi gerektiğini bildiğini dört, sekiz ya da on iki sayfada söylemeyeceksin. söyleyecek bir şeyin de yoktu zaten, çünkü pek bir şey bilmiyorsun ve hiçbir şey de düşünmüyorsun. yerin boş kalıyor.
Reklam