Dürüst olmak gerekirse, insanların balık gözü yediğini iki hafta öncesine kadar bilmiyordum. Bunu ilk gördüğümde aklıma gelen tek şey, babamın evi terk etmesinden sonra annemin aklını kaçırdığıydı.
"İntikamın en kusursuz ve en soğuk haliyle tanışmaya hazır mısınız?"
Bugün, kapağındaki o ürpertici estetiğin hakkını fazlasıyla veren, okurken nefesimi kesen bir kitapla geldim: Gözleri En Güzel Yeri.
Hikayenin merkezinde, dışarıdan bakıldığında sıradan görünen ama iç dünyası bir o kadar karmaşık ve karanlık olan Ji-won var. Ji-won, uğradığı ihanetler ve toplumsal baskılar karşısında sessiz kalmayı değil, kendi adaletini en sarsıcı yolla sağlamayı seçiyor. Ama bu bildiğimiz türden bir intikam değil; her aşaması incelikle planlanmış, adeta sanatsal bir yıkım...
Peki, Bu Hikayede Sizi Neler Bekliyor?
• Ji-won’un Dönüşümü: Bir kadının maruz kaldığı psikolojik şiddetin, nasıl keskin ve geri dönülemez bir silaha dönüştüğüne şahit olacaksınız. Karakterin soğukkanlılığı sizi hem korkutacak hem de hikayenin içine hapsedecek.
• Kusursuz Plan: Ji-won’un hedefindeki karakterlerle kurduğu o tekinsiz oyun, okuru sürekli "Bundan sonra ne gelebilir?" sorusuyla baş başa bırakıyor.
• Modern Bir Kabus: Monika Kim, günümüz dünyasındaki ilişkileri, takıntıları ve "bakmak" ile "görmek" arasındaki o ince çizgiyi öyle bir anlatıyor ki, kitaptan sonra aynaya bakışınız değişebilir.
Bu kitap sadece bir gerilim değil; aynı zamanda bir kadının sesini, en uç noktada da olsa nasıl duyurduğunun hikayesi. Mideniz ve sinirleriniz kuvvetliyse, bu kışkırtıcı yolculuğu kaçırmayın.
Sizce adaletin sağlanamadığı yerde intikam bir hak mıdır? Yoksa bu karanlık yolun sonu her zaman felaket midir?
Kimse yoktu. Yine. Deli olmadığıma, hayal kurmadığıma dair bir işaret bulabilmek için nefes nefese etrafa bakınıyordum. Takip ediliyor muydum yoksa hepsini ben mi uyduruyordum? Etrafta dolaşan birkaç kişi vardı ama hepsi çok uzaktaydı, Arabaya binmek üzereyken bir hareket dikkatimi çekti. Dönüp baktım ve birinin aceleyle kaçtığını gördüm. Oraya doğru koştum ama çok geç kalmıştım. Çalıların önünde titreyerek duruyordum.
Yine hayal görüyorsun, Ji-won.
Sonuçta itaatkâr, tatlı, uysal Ji-won ona ne zarar verebilirdi ki? Ona zarar vermek için ne gibi bir nedenim olabilirdi ki? Bir kadın, hele ki Asyalı bir kadın, neden onun otoritesine meydan okusundu ki?
"Kiminle konuşuyorsun Ji-won? Bu gerçekten saçmalık. Biz sana bizi ne kadar incitin Anlatmaya çalışıyoruz ama senin umursamadığım çok açık. Yeni hayatınla fazla meşgulsün öyle mi? Bize ihtiyacın yok? Biz önemsemiyoruz?"
"Haklısın, " dedim Sessizce.