Aşırı beğendim aşırı. İlk kitabın sonundaki beklentilerim de karşılandı. Bütün gizemlerin aslında satırlar arasında olmasını ve her şey açığa çıktıktan sonra oha harbiden burada geçmiş bu denmesine bayılıyorum. Ve birkaç kez oha harbiden burada geçmiş bu dedim. Sağol Dani, cidden sağol. Bir insan iyilik yapmaya çalışırken anca bu kadar kötülük yapabilirdi. Sam, Cas, Nick ve Anna'nın, Şube'den önce de birlikte olmaları, Nick'in o zamanlardan beri Anna'yı koruyor olması çok tatlı ayrıntılardı. Bu hikayede yanan Trev oldu ama iki kitapta da o olmasa olamayacak çok şey vardı ve hainliğini birkaç kez telafi etti bile. Yine de Polyanna tarafım ekibin arasına geri dönmesini isterdi :')
"Benim, kaz kafalar," diye seslendi birisi.
Nick.
İçeri girdiğimde, Cas bir el fenerini kenara fırlatıyordu.
"Onunla ne yapmayı planlıyordun?" dedi Nick. "Ölünceye kadar gözümü kör mü edecektin?"
Uzun bir zamandır bana yuh dedirten bir kitap okumamıştım. İlaç gibi geldi. Kitabın İlk sayfalarından son sayfasına kadar hiç bitmeyen bir tempo var. Bir sayfasında bile sıkılmadım çünkü sıkılmana fırsat vermeden aksiyonu ve bombaları koyup durmuş yazar. Zekanı seveyim Sam, senin senden başka rakibin yok. Bir ara 'yanlışlıkla' ipuçları ne olabilir acaba diye kafa patlamayı düşündüm. Sonra dedim amaan, Sam çözer. Ve Trev... İhanetli kekim... Aklıma sebepsizce Labirent serisindeki Teresa geldi :') Diğer kitaplarda çocukların arasına bir şekilde tekrar girecek mi bilmiyorum ama Nick ile Anna'nın ilişkisinin baya bir gelişeceğine dair inancım çok. Hem fiziksel hem zihinsel olarak daha çok gelişmiş bir Anna okuma umuduyla diğer kitaba uçuyorum.