Kırda büyümemiş kent çocukları için ağaçların birbirinden farkı yoktur ki. Kahverengi gövdeleri vardır, dalları vardır; bazen yeşil, bazen sarı, bazen turuncu yaprakları vardır. Pembe beyaz çiçekler açarlar. İşte hepsi bu. Ağaç sadece bir ağaçtır. Ama yaşlandıklarında ağaçların insanlara benzediğini, kent çocukları bile görebilir. Gövdelerinin boğum boğum olması, ihtiyarların eğilip bükülmüş mafsallarını hatırlatır. İnsanlar da yaşlandıkça, bir anlamda ağaçlaşırlar. Gençken insan insandır, ağaç ise ağaç. Yaşları ilerledikçe birbirlerine benzemeye başlarlar. Hiç kimseyi bağışlamayan merhametsiz yerçekimi, insanların da ağaçların da gövdelerini aynı biçimde büker; eklemlerini aynı amansız şişkinliklerle yumrulaştırır, düğümler.