rocky serisi – kalbinle dövüştüğünde her şey mümkün
1976'da john g. avildsen'in yönetmenliğinde beyazperdeye gelen rocky, aslında hollywood'un değil, hayallerin yazdığı bir hikâyeydi. senaryoyu yazan ve başrolde oynayan sylvester stallone, o dönem cebinde doğru dürüst para bile olmayan genç bir oyuncuydu. senaryoyu yazarken köpeğini satacak kadar çaresizdi, ama içinde taşıdığı inat ve ruh, karaktere doğrudan geçti. rocky balboa, philadelphia'nın arka sokaklarında yaşayan, kimsesiz, kabadayımsı ama aslında kırılgan bir boksördü. umutsuzken önüne çıkan bir fırsatla, dünya şampiyonu apollo creed'le maça çıkar. ama film bir zafer hikâyesi değildir. rocky maçı kazanmaz, ama kendini ispatlar. o ringde ayakta kalmak, sisteme karşı bir başkaldırıdır. “kim olduğunu göstermek istiyorum” der, çünkü bu film zaferin değil, direnişin filmidir.
serinin ikinci filmi rocky ii(1979), yine avildsen'in koltuğu bırakmasıyla stallone tarafından hem yazıldı hem yönetildi. rocky, ilk maçın ardından halkın sevgilisi olur ama hâlâ fakirdir, sistem ona şöhret verse de istikrar vermez. apollo ile rövanş kaçınılmaz olur. bu kez rocky sadece ringde değil, sokakta, evde, kendi içinde savaşır. filmin sonundaki “adrian, başardım!” repliği sinema tarihine kazınırken, bu zafer bir yumruğun değil, bir ruhun galibiyetidir.
rocky iii (1982), stallone'un yönetmen koltuğunu devraldığı ikinci film olur. bu defa başarı ve şöhret rocky'yi konforlu yapmıştır. tam da bu yüzden clubber lang (mr. t) gibi öfkeli, karanlık bir rakip karşısında darmadağın olur. eski düşmanı apollo creed, bu filmde rocky'nin antrenörü olur. yani düşman, artık kardeşe dönüşür. rocky yeniden öğrenmek, kendini sil baştan kurmak zorundadır. bu filmde zafer, yalnızca bir dövüş değil, egoyu yenmek anlamına gelir.
1985'te gelen rocky iv,