"Ayrıca seni desteklemekten başka hiçbir şey yapmıyorum," dedi dramatik bir şekilde oflayarak. "Ben senin lanet olası en büyük destekçinim, Johnny Kavanagh." Kollarını göğsünde kavuşturarak sandalyesine yaslandı ve bana anlamlı bir bakış attı. "Az önce gerçekten duygularımı incittin."
Onu uzaktan seviyordum.
Benim dünyamda, görünmezlik güvende olmak anlamına geliyordu.
Duvar kâğıdıyla bütünleşip uyum sağlamaktan memnundum.
Johnny Kavanagh, anladığım kadarıyla görünmezlik kavramının tam tersiydi.
Ondan önce erkeklere karşı hiç ilgi duymamıştım. Aslında hiç kimseyle ilgilenmemiştim fakat o...
Yalnızca uzaktan görebilmek için okulda onu aradığımı fark etmiştim.
Eh, ben de sana aşığım, Johnny Kavanagh!
Gidiyor olsan bile.
Aynı şekilde hissetmesen de.
Seni sevmek kalbimi kıracak olsa da.
Seni her şeyimle seviyorum.
Muhtemelen hep seveceğim..
“Bu saçmalık,” diye homurdandı Johnny. “Sen sevilmeyecek biri değilsin.”
“Saçmalık değil,” diye karşı çıktım. "Sevilmeyecek biriyim."
"Ben seni seviyorum,” dedi hiç tereddüt etmeden.
Eh, ben de sana aşığım, Johnny Kavanagh!
Gidiyor olsan bile.
Aynı şekilde hissetmesen de.
Seni sevmek kalbimi kıracak olsa da.
Seni her şeyimle seviyorum.