(...) tabiat, insanoğlunun mutsuzluğunu sınırlandırmak için, kendi tartışılmaz salahiyetini kullanarak birtakım duvarlar ve çitler örmüştür. Bu maksadını en kolay ve rahat yoldan, sessiz sedasız gerçekleştirmek için de insanoğlunun, rahatını ancak kendi yurdunda bulup acılarını ancak orada dindirebilmesini aşılmaz bir mecburiyet haline getirmiştir. Tabiat onun, her ülkede ve her çağda, tek kişinin kaldıramayacağı kadar ağır olan hayat yükünün bir kısmını omuzlayacak ve mutluluğunu paylaşacak en uygun araçları ancak kendi yurdunda bulabilmesini öngörmüştür. Gerçi kimi zaman mutluluğumuzu onun çizdiği sınırlarının dışına taşıyabilecek kadar bir gücü kendimizde yetersiz de olsa bulduğumuz olur, gelgelelim bu düzen öyle kurulmuş ki dil bilmemek, konuşup güvenecek kimse bulamamak ve aradaki eğitim, gelenek ve görenek farklılıkları yüzünden karşılaştığımız sayısız engeli aşarak duygularımızı kendi çevremiz dışındakilere iletebilmek çok zaman tamamen imkânsızdır.