Başkalarını acımasızca yargılamak insanın doğasında vardır; rüzgar arzularımızın tersine estiğindeyse hep işlediğimiz suçu atacak birini bulur ya da kusurlarımızı başkalarına yükleriz.
...
"İnsanların en gülünç yönü nedir?"
...
"Hep ters düşünürler: Büyümek için acele ederler, sonra da çocukluklarını yitirdikleri için üzülürler. Para kazanmak için sağlıklarından olurlar, hemen ardından da sağlıklarına kavuşabilmek için paralarından olurlar.
Gelecek konusunda öyle kaygılara kapılırlar ki bugünü önemsemezler, bu yüzden de ne bugünü ne de geleceği hakkıyla yaşarlar;
Asla ölmeyecekmiş gibi yaşarlar ve asla yaşamamış gibi ölürler."
"Hacıların çoğunun gerek Santiago Yolu'nda gerekse hayatın yollarında, hep başkalarının temposuna uymaya çalıştığını fark ettim.
Yolculuğumun başında, grubumla yan yana gitmeye çabalıyordum. Sürekli yoruluyor, bedenimi aşırı derecede zorluyor, asabileşiyordum; sonunda da sık ayağımın tendonu zarar gördü. İki gün yürüyemeyince Santiago'ya kendi tempoma uyarak ulaşabileceğimi anladım.
Yolculuğumun başkalarınınkinden daha uzun sürdü, birçok kısmı tek başıma yürümek zorunda kaldım, ama yolu tamamlamayı ancak kendi tempoma saygı gösterdiğim için başardım. O zamandan beri bu ilkeyi hayatta yaptığım her şeye uygularım: Tempoma saygı duyarım."
Kim bilir kaç kişi odalarında yapayalnızken, kimsenin haberi olmadan bu hayata veda ediyor... Kim bilir kaç kişi kenarda köşede doğup bakımevlerinin ya da manastırların kapılarına bırakılıyor...
Düşünüyorum: Bir zamanlar ben de doğum istatistiklerinin bir parçasıydım ve bir gün ölüm istatistiklerine dahil edileceğim. Ne mutlu bana: bir gün öleceğimin bilincindeyim. Santiago Yolu'nu tamamladığımda -hayat devam etse ve hepimiz varlığımızı ebediyen sürdürecek olsak da- şimdiki varoluşumun bir gün sona ereceğini anladım.
İnsanlar ölüme pek kafa yormazlar. Hayatlarını saçma sapan şeyleri dert ederek, yapmaları gerekenleri erteleyerek, önemli anlara öncelik vermeyerek geçirirler. Riske atılmazlar, çünkü bunu tehlikeli bulurlar. Yakınıp dururlar ama ellerini taşın altına koymaları gerektiğinde kaçacak delik ararlar. Her şeyin değişmesini isterler, ama değişimi kabul etmeyen kendileridir.
Ölüme biraz daha kafa yorsalardı o hep erteledikleri telefon konuşmasını asla ertelemezlerdi. Biraz daha deli dolu davranırlardı. Bu enkarnasyonun sona ermesinden korkmazlardı -çünkü gerçekleşmesi kaçınılmaz bir şeyden korkulmaz.
Yerliler şöyle der: "Bugün, dünyayı terk etmek için diğer günler kadar güzel bir gün."
Büyücünün biriyse zamanında şöyle demiş: "Ölüm daima yanı başında olsun ki önemli işler başarman gerektiğinde sana güç ve cesaret verebilsin."