Eğer bir gün biri çıkıp da Evren’in hangi nedenle ve niçin varolduğunu keşfederse, evrenin birdenbire yok olacağını ve yerini daha garip ve anlaşılmaz bir şeyin alacağını ileri süren bir teori vardır.
Bir başka teori ise bunun zaten gerçekleştiğini ileri sürer.
Ford orada kalıp Blagulon gemisin incelemeye gitti. Yürürken az daha soğuk tozda yüzükoyun yatan hareketsiz çelik bir gövdeye basıyordu..
“Marvin!” diye haykırdı. “Ne yapıyorsun?”
“Benimle ilgilenmek zorunda hissetme kendini lütfen,” dedi boğuk bir vızıltıyla.
“Fakat nasılsın metal adam?” diye sordu Ford.
“Büyük çöküntü içinde.”
“Ne oldu burada?”
“Bilmiyorum.” dedi Marvin. “hiç girmedim oraya.”
“Neden,” dedi Ford yanına çömelip ürpererek, “tozun üzerinde yüzükoyun yatıyorsun?”
“Sefil olmanın çok etkin bir yolu,” dedi Marvin. “Benimle konuşmak istiyormuş gibi yapma, benden nefret ettiğini biliyorum.”
“Hayır etmiyorum.”
“Evet ediyorsun, herkes ediyor. Bu Evrenin görünüşünün bir parçası. Yalnızca birileriyle konuşmam gerekli ama konuştuğumda herkes benden nefret etmeye başlıyor. Robotlar bile nefret ediyor benden. Eğer beni görmezden gelirsen buradan çekip gidebilirim.”
Evrenin tarihindeki neden ve sonucun karşılıklı karmaşık etkileşimini inceleyenler bu tür şeylerin her zaman olageldiğini, ancak bunu önleyecek gücümüzün olmadığını söylerler.
“Na’apalım, hayat bu,” derler.