Fatmanur Kahraman

Fatmanur Kahraman
@journalofnuj
Eksik kalmış gibi?
7/10
·312 syf.··
2025 76. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 22:15
Kitap ilk başta adıyla dikkat çekiyor. Winterson'ın postmodern bakış açısıyla yeniden yazdığı Frankenstein romanını bambaşka şekilde okuyorsunuz. Günümüzdeki yapay zeka ve robotlarla Frankenstein eseri arasında bağlantı kurmak aslında çok da şaşırtıcı değil. 19. Yüzyılda yazılan Frankenstein da o dönem çarpıcı bir etki bırakmıştı. Ölü, çürümüş parçalardan bir yaratığa can vermek nasıl inanılmaz görünüyorsa günümüzde gelişen yapay zeka ve teknolojiyle "yaratmaya" çalışmak da o kadar inanılmaz ve çağ ötesi. Kitap iki farklı hikaye şeklinde devam ediyor. Genç Mary Shelley'i gördüğümüz ve kitabın yazım aşamasını okumak bana daha eğlenceli geldi. Günümüzdeki karakter Ry (Mary) transseksüel bir doktor ve Victor için beden parçaları temin ediyor. Aralarında ilginç bir aşk ilişkisi var. Yeraltı laboratuvarında bulunan bir çok kendi kendine haraket eden el parçaları, insan beyninin taranmasını hedefleyen Victor kitabın o karanlık sayılabilecek havasını bir nebze veriyor. Fakat günümüze uyarlamaya çalışırken bazı yerlerde eksik kalmış gibi görünüyor. Şahsen yazarın diğer eserleri gibi akıcı bir kitap sayılmaz. Uzun uzun anlatılan teknolojik bilgiler okuyucuyu "Acaba neye bağlanacak bunlar? " diye sorgulatıyor. Ama sonunda cümle karmaşası dışında bir şeye ulaşılamamış gibi geliyor. Çoğu zaman şöyle bir oturup hayatı sorgulatsa da benim bulmayı umduğum o etkiye ulaşamadım.İstediğimiz o gotik ya da romantik akımı postmodern bir eserde aramak zor ama günümüzde geçen hikaye daha dikkat çekici şekilde okuyucuya sunulabilirdi. Kitabın en iyi yanlarından biri ise birçok yazardan ve eserden alıntıların bulunması. Bu Shakespeare den başlayıp Virginia Woolf'a kadar gidiyor.
1000Kitap
Fran-kiss-steinJeanette Winterson · Kafka Kitap · 2021132 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sınırların Dışında Bir Deneyim
10/10
·186 syf.··
2025 18. kitabı
Raymond Federman "surfiction" olarak adlandırdığı bu eser; kendisinin kurgu olduğunun farkındadır. "Metafiction" kavramı eserin kendinin farkında olma ve bunu okuyucuya yansıtma durumudur. Bu eser de buna harika bir örnektir. Amaç ortaya bir hikaye koymak değil de eserin yazılma sürecini göstermektir. Karşınıza alışılmadık imla kuralları, geleneksel olmayan paragraf yapıları çıkabilir.Özellikle 'digression' dediğimiz eserin gidişatını bozarak veya bölerek okuyucuyla konuşma durumuna maruz kalırsınız.Metin, okuyucuyla konuşur, fikrini sorar ve özellikle "geleneksel okuyucuyu" eleştirir. Federman, postmodern çalışmaların sadece içerik olarak değil aynı zamanda form olarak da yapılması gerektiğini savunur. Bu yüzden de eser form alanında alışagelmedik yapısıyla dikkat çeker. Metin, karakterlere isim verir ama bunların sadece kağıt üstünde olduğunun da altını çizer. Sarah ve Sarah'ın kuzeni tamamen kurgudur, isimleri daha sonra silinebilir. Bu eser kesinlikle okuyucuya çok farklı ve keyifli bir deneyim yaşatır. Kitabın sonunda tamamlanmış bir hikaye bulamazsınız ama edebi yönden yapılan devrimsel yeniliklere tanık olabilirsiniz. Son zamanlarda okuduğum en ilginç ve yenilikçi sayılan eserlerden biri. To Whom it May Concern Raymond Federman
1000Kitap
To Whom it May ConcernRaymond Federman · Fiction Collective 2 · 199022 okunma
Kadın Gibi Kadın
10/10
·116 syf.··
2025 9. kitabı
Henrik Ibsen A Doll's House Bernard Shaw "İbsenciligin Özü" eserinde idealist papağanlar ve akılcı papağanlar örneğini verir. Papağan bu içerik altında 'kadın olmak' olarak adlandırılabilir. İdealist papağanlar başkasının mutluluğu için kafeslerinde hoş sesler çıkarırken akılcı papağanlar kedilere yem olmaktan kaçınıp özgürlük arayışına girer. Shaw, kadın gibi kadın kavramını şu şekilde tanımlar; kadın iyi bir eş ve anne rollerinden sıyrılmış olursa ancak o zaman kendi kimliğini bulur. İbsen'nin bu eserinde de Nora karakteri "kadın gibi kadın" olmanın en ünlü ve en önemli örneklerinden biridir. Eserin başında Nora, aile idealine uymaya çalışan ve görev bilinciyle kendi dışında herkese yaranmaya çalışan bir kadındır. Nora'nın kendini bulması ancak kocasını ve çocuklarını terk etmesiyle gerçekleşir. Çünkü artık ideal eş ve anne değildir, kadın gibi kadın olmuştur. Shaw'ın ne kadar feminizm kavramıyla tartışmalı bir geçmişi de olsa , eserlerinde bu elementleri görmezden gelmek imkansızdır. İbsen ve Shaw ne kadar 'feminizm" adı altında eser vermeseler de, bu akıma kattıkları görüşler göz ardı edilemez. Sonuçta kadın ataerkil toplumun hegemonyasından ancak 'toplumsal rollerini' redderek kurtulur. Türkçe'ye "Bir Bebek Evi" olarak çevrilen bu eser, bütün kadınlara yeni bir bakış açısı katar ve sosyal kimliklerin sorgulanmasını sağlar.
1000Kitap
A Doll's HouseHenrik Ibsen · Gece Kitaplığı · 20141,098 okunma