içinde aşkın hüküm sürmediği bir evin nasıl da soğuk ve ıssız olduğunu hatırladım; havada yerli yersiz büyüyen gerginliğin patladığı an kendimi uykunun esirgeyen karanlığına bırakmak için duyduğum isteği.
beni neyin beklediğini bilmiyorum. ama beni güzel günlerin beklediğine inandığım günler çoktan bitti. o günlermiş meğer güzel olan. şimdi günler beni olduğum yere çiviledi. kendi çarmıhımda sızlanıyorum.
bir türlü tadamadığım yakıcı bir duygunun pençesine düşmek istiyordum: böylece yaşadığımı hissedebileyim; günah, şehvet, acı, pişmanlık, suçluluk kavursun içimi. içimdeki ve evimdeki boşluk dolsun. beni yakan ateşi saklamak olsun işim. günler daha hızlı geçer. zaman anlam kazanır