iyilik, ilk öğretilendi. ancak gerçek değildi. yaratılması olanaksız eserler gibi, iyilik de bilinen boyutlar dahilinde var olamayacak kadar hayaliydi. ancak bir yerlerde iyiliğin olduğuna inanan defalarca hayal kırıklığına uğramaktan mahvolmuş olan insanların yersiz çabaları, kendilerini tanımalarını engelliyordu
insanın, hiçliğin merkezinde, varlıktan ibaret kalmasıyla arasındaki en büyük engellerden biri, iyilik bilgisiydi. bu bilgi, insana atılmış en büyük kazıklardan biriydi. umut ve umutsuzluk arasında gidip gelirken, açlıktan ölmesine neden olacak kadar belalı bir bilgi
hayat, elle tutulabiliyor, gözle görülebiliyor, kulakla duyulabiliyor, burunla koklanabiliyor, dile tat verebiliyordu. ancak bütün bunlar, ortalama altmış beş yıl yaşıyordu.