Katyuşa içeri girdiğinde ya da Nehlüdov, Katyuşa'nın beyaz önlüğünü daha uzaktan gördüğünde her şey gün ışığı düşmüş gibi aydınlanıyor, daha ilginç, daha neşeli, daha önemli oluyordu; yaşam bir sevinç haline dönüşüyordu. Katyuşa da aynı şeyleri duyuyordu. Ancak Nehlüdov'un üzerinde bu etkiyi yapan yalnızca Katyuşa'nın varlığı, onun yakınlarda bir yerde olması değildi; Nehlüdov için Katyuşa'nın, Katyuşa için de Nehlüdov'un var olduğunu bilmek bu etkiyi yaratıyordu. Nehlüdov annesinden tatsız bir mektup mu aldı, tezle ilgili çalışmaları yolunda mı gitmiyor, nedensiz bir gençlik üzüntüsüne mi kapıldı, Katyuşa'nın varlığını anımsamak yetiyor, onu gördüğünde bütün sıkıntısı dağılıveriyordu.