Gerçek aşkın tanıma ve kabul üzerine kurulduğunu, teşekkür, ilgi, sorumluluk, bağlılık ve bilgiyi birleştirdiğini kabul ettiğimizde, adalet olmadan aşkın olmayacağını kavramış oluruz. Feminist politikayı seçmek, aşkı tercih etmektir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tahakkümün olduğu yerde aşk var olamaz.
Herkesin ihtiyaçlarına saygı duyulan, herkesin haklarının olduğu, kimsenin zülüm ve istismar korkusu yaşamadığı bir ilişki tasavvuru, ataerkinin desteklediği her türlü ilişki yapısının aksinedir.
Kadın özgürleşmesine giden yolda çalışma olgusuna kilit rol biçilmesi, birçok beyaz feminist aktivisti, çalışan kadınların 'zaten özgürleşmiş olduğunu düşünmeye itti. Aslında, çoğu çalışan kadına 'feminist hareket sizin için değil' demiş oluyorlardı. Daha da önemlisi, ben düşük ücretlerle çalışmanın yoksul ve işçi sınıfından kadınları erkek tahakkümünden kurtarmadığını birinci elden biliyordum.
Radikal feministler, (her ırktan) birçok kadının bir yandan feminist bir dil kullanırken, bir yandan da Batı emperyalizmine ve ulusaşırı kapitalizme olan bağlılıklarını sürdürmeleri karşısında dehşete düşmüşlerdi.
Yoksulluk, merkezi bir kadın meselesi haline gelmiştir.
Muhafazakâr politikacıların kadınlara sunduğu çözüm ise erkeklerin geçindirdigi ataerkil, erkek hâkimiyetindeki evlere dönüştür. Dahası bu politikacılar, hem kadın hem de erkek için işsizligin kitlesel boyutta olduğunu, hatta ortada iş falan olmadığını ve maaşı olan birçok erkeğin de kadın ve çocukları geçindirmek istemediğini göz ardı etmektedirler.