Sömürülen bir grubun üyesi olmak, kişinin direnişe daha eğilimli olmasını garantilemez. Eğer öyle olsaydı (gezegendeki tüm lezbiyenlerde dahil) bütün kadınlar, kadın hareketinde yer almak isterdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
'erkeklikle özdeşleşen kadınlar' romantik heteroseksüel bir ilişki karşısında feminist prensiplerden anında vazgeçenlerdi; erkekleri kadınlardan daha fazla savunan ve her şeyi erkek perspektifinden gören kadınlardı.
Radikal lezbiyenlerin katkısı olmasaydı feminist teori ve pratik, cinsel kimlikleri ve tercihleri ne olursa olsun tüm kadınların heteroseksizmin sınırlarını zorlayarak istedikleri kadar özgür olabilecekleri alanlar yaratmaya asla cesaret edemezdi.
Bu mirasın değeri bilinmeli ve asla unutulmamalıdır.
Birçok kişinin ataerkil kültür içinde anladığı haliyle romantik aşk, insanı bilinçsiz, güçsüz ve kontrolsüz bırakır. Feminist düşünürler bunun ataerkil kadın ve erkeklerin çıkarlarına nasıl hizmet ettiğine dikkat çektiler. Kişinin aşk ve sevgi adına her şeyi yapabileceği düşüncesini destekliyordu; birilerini dövmek, hareketlerini kısıtlamak, hatta öldürmek ve buna ''tutku cinayeti'' demek, ''o kadını o kadar çok seviyordum ki öldürmeliydim'' diye kendini savunmak...