Dini inançlarımızda bir değişim olmadan, kültürümüzde feminist bir değişim gerçekleşemez.
Öyleyse özgürleşme teolojileri, sömürülen ve ezilen grupların özgürleşmesini ilahi iradeye adanmışlığı yansıtan temel birer inanç edimi sayıyor. Bu çerçevede, ataerkiyi sona erdirmek ilahi bir emir olarak görülüyor.
Köktendincilik, halkı, eşitsizliğin 'doğal' olduğuna inanmaya teşvik etmekle kalmayıp kadın bedeninin denetim altında tutulmasının gerekli olduğu düşüncesini de sürekli kılmaktadır.
Şurası açıktır ki, feminist aktivistlerin örgütlü dine vurgu yapmalarına, süregiden eleştiri ve direnişe katılmalarına hala ihtiyaç var.