Kadın "Bunu yapmamalıydık.." derken yere çöktü ve kıvranmaya başladı. Sauris ve ben koşup onu kaldırmaya çalıştık ama sanki yere zamklanmış gibi ağırdı. Yerde yan yatarken, sanki bir değirmen mili gibi yavaşça dönmeye başladı. Sonra hızlandı, hızlandı. Bir şey bu kadını korkunç bir hızda döndürüyordu! Ne olduğunu anlayamıyordum! O sırada gözüm pencereye takıldı. Dışarıda, gecenin karanlığından bile daha karanlık birçok küçük silüet, el ele tutuşmuş, kulübenin etrafında dönüyorlardı!
- Tiamat.. Benden niçin kaçıyorsun?
- Çünkü korkuyorum!
- Neden?
- Ölmüş olmandan ve bunu bana haber vermenden...
- Benim ölümüm neden senin için bu kadar zor olsun ki?
- Çünkü sen benim hayatta gerçekten sevdiğim tek insansın.
- Bu doğru değil.
- Ne demek istiyorsun?
- Tiamat... Onu kurtarmalısın. Onun güçlerini öğrendiler.
"Canını niçin bağışladığımı biliyor musun evlat? Kız gibi suratının sevimliliginden mi zannediyorsun? O gemiye geçen sefer saldardığım zaman benim için çok kıymetli bir şey orada kaldı. Onu benden çaldılar... Sen o gemiye yüzeceksin! Evet, onlara saldıracağız ve sen, direk cambazı, o gemiye yüzecek ve bir hırsız olarak bana ait olanı bulup geri getireceksin!"
“Ne demek istiyorsun? Neyi getireceğim?!" diye sordum, nasıl bir belaya bulaştığımı düşünerek.
"Oğlumu evlat!" diye cevap verdi kaptan. "Oğlumu!"