hazel

Ucunda hayaller olduğunda beklemek ne tatlı, oysa hayallerinizi yıkan bir celladın mızrağını hissettiğinizde beklemek bir çileye her an içinden çıkamadığınız bir çukura dönüşüyor. Umut kırıntılarınızı üst üste koyup tırmanmadıkça, gün ışığı yok.
Reklam
Şimdi kelimelere sığdıracak bir hüznüm yok benim, duygularım o kadar yoğun ki içimden çıkıp buharlaşıp söz olamıyorlar. Orada, tüm yoğunluklarıyla çöküp taşlaştılar ve benden geriye kalan ne varsa onu da taşlaştırıyorlar.
İnanmıştım. Bi yaşlıya yardım edip çocuk sevindirdiğimde, kalbimdeki iyiliği tüm canlılara açtığımda güzelliklerin de benim olacağını sanmıştım. Ama güzellikler gelsin diye içten hesaplarla yapmıyordum bunları, içimden iyilik taşıyor ve karşıya geçip başka hayatlara dokunmak istiyordu, ben de buna izin veriyordum. Sonra yavaş yavaş fark ettim ki, hayat (inanmak için ne kadar kendimi zorlasam da) ne iyiliğine ne zekana ne başarına aldırmıyor. Sen yine aynı sen, sorunlar yanı başında hiçbir yere gitmiyor.
Kelimeler biriktiriyorum içimde, gün içinde insanlara savurmak için. En güzelleri sana düşsün istiyorum ama olmuyor, çünkü sen gelmiyorsun.
Bir otobüste rastgele yan yana düşmüş iki insan gibiyiz seninle, ansızın konuşmaya başlayacak kadar yakın, birbirine hiç dokunmadan geçip gidecek kadar uzak. İşte böyle şizofren aramızdaki mesafe
Reklam