Ama Elizabeth'in yıllarca sürecek bir mutluluğun bile telafi edemeyeceğini söylediği işkence, ablasının güzelliğinin eski aşığının hayranlığını depreştirdiğini görmesiyle güzel bir ödül almış oldu. Bingley içeri ilk girdiğinde Jane'le pek az konuşmuştu ama ona gösterdiği ilgi, her beş dakikada bir artıyor gibiydi. Onu geçen yılki gibi güzel, iyi huylu ve yapmacıksız ama daha suskun buluyordu. Jane ise kendisindeki değişikliklerin fark edilmemesini istiyor ve her zamanki kadar konuştuğunu sanıyordu. Ancak zihni o kadar meşguldü ki, ne zaman sessiz kaldığının kendisi de farkında değildi.
Annesinin bu gereksiz ve yılışık ilgisi, Elizabeth'in utancını katlayarak arttırmıştı! Bir yıl önce onlara onur veren o güzel ihtimal tekrar belirecek olsa bile, aynı üzücü sonuçla karşılaşacaklarından emindi. Yıllarca sürecek bir mutluluğun bile, Jane ve kendisinin şu anda çekmekte olduğu birkaç anlık işkencenin sıkıntısını gidermeye yetmeyeceğini düşündü.
Bu taşın Mr. Darcy'ye atıldığını bilen Elizabeth, yerin dibine girdiğini hissetti. Yerinde zor duruyordu ama bu durum onu konuşmaya mecbur etti. Yoksa ağzını açmaya hiç niyeti yoktu.
Belki de sessizliği, Elizabeth'le yan yana oturmamasından kaynaklanıyordu ama Derbyshire'da öyle olmamıştı. Orada Elizabeth'le konuşamadığı vakit, onun akrabalarıyla konuşmuştu. Ama şimdi, aradan geçen birkaç dakika boyunca onun sesini duyan olmamıştı. Arada bir merakına yenilip başını kaldırınca, onun bazen Jane'e ve kendisine baktığını, daha da sıklıkla gözlerini yere dikmiş olduğunu görüyordu. Son görüştüklerinden bu yana daha düşünceli görünüyordu ve onu memnun etmeye daha az hevesli olduğu açıkça belli oluyordu. Elizabeth hayal kırıklığına uğradığını hissetti ve öyle hissettiği için de kendisine kızdı.