kadriye

kadriye
@k4driye
İyiyim, desem inanacak. Öyle bî-haber aşığından.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hiç olmadığı kadar güzel olsun geceniz
senden nefret edemedim fakat sana dair her şeyden nefret ettim zamanla. seni sevmekten nefret ettim. şarkılardan, şiirlerden, gündüzlerden ve gecelerden, aklımdan nefret ettim. sana yenilmekten nefret ettim. her sözünden ve her sözüne kanmamdan nefret ettim. senden nefret edemedim. gözümde kendini yavaş yavaş bitirişinden, sevgiyi bu kadar değersizleştirmenden nefret ettim. bana olan bakışlarından, ses tonundan, hareketlerinden nefret ettim fakat senden nefret etmeyi beceremedim. en çok gidemeyişimden nefret ettim, bir de kendimden. kendime olan nefretim o kadar büyüdü ki içimde, gecelerden sağ çıkamadım. seni ev belleyen kalbimden nefret ettim ama senden nefret edemedim. senden nefret edemeyişimden nefret ettim. seni tanımaktan, beni tanımandan korktum. korkularımdan nefret ettim. beni yıkıp dökmene rağmen kalbimi es geçemeyişimden nefret ettim. sana, bana dair her şeyden nefret ettim de bir senden nefret edemedim. en acıtan da buydu, sanırım en çok da kendimi affedemedim.
Birinin hayatında, onun sizin için kapladığı alan kadar bile yer kaplayamadığınızı fark ettiğiniz o an, gürültülü bir kırılma değildir. Sessiz bir sızmadır. Sanki aylarca titizlikle ördüğünüz bir hırkanın, onun üstünde emanet gibi durduğunu görürsünüz. Ya da daha fenası, aslında hiç üşümediğini. Siz onun zihnindeki en ufak gölgeyi bile bir fırtına sayıp rüzgârına siper olmaya çalışırken, onun sizin kıyametlerinizi alelade bir yağmur gibi seyretmesi, insanın içine işleyen en zarif çaresizliktir. Edebi bir teselli aranır hep böyle zamanlarda; cemrelerin düşüşü gibi bir gün onun da kalbine düşeceğinizi umarsınız. Ama gerçek, bir şairin dizesi kadar parlak ve köşelidir: Bazı insanlar için sadece bir duraksamasınızdır; soluklanıp, yola devam ettikleri bir gölgelik. Sizin bütün bir ömrü sığdırdığınız o geniş meydan, onun haritasında bir kavis, bir teferruattır yalnızca. Bu hüzün, sevilmemenin öfkesinden uzaktır; daha derin, daha uysal ve ne yazık ki çok daha kalıcıdır.
Gönül tahtım tarümâr, ömrüm ise bir nihân-ı hicran... Zamanın gubârı altında kalmış bir ahd-i kadîm gibiyiz; hem varız, hem de yokluğun dehlizlerinde kaybolmuşuz. Sen benden ırak, ben senden bî-haber... Şimdi hangi meçhul iklimde, hangi nâ-mübarek gölgenin altında nefes almaktasın? Şu virâne gönlümde, sönmek bilmeyen bir nâr-ı şüphe yanar durur. Zannederim ki, o şahs-ı sâlis, senin gönül bağına bir yabancı gibi değil, bir hırsız gibi sızmıştır. Hatıralarımızın üzerine düşen bu gölge, ruhumu bir leb-i deryâda fırtınaya tutulmuş gemi misali çalkalar. Hasretin, boğazımda düğümlenen bir dert iken; Zannım ise, kalbime saplanan paslı bir hançerdir.