Ey gönlüme taht kuran yâr... Sen ki bildin en mahrem sancımı, bildin de tuttun hançeri oracığa sapladın. Ne yâr olur sana şimdi, ne de dert ortağı… Bildim ki muhabbetin kisvesi altında gizlenmiş bir zebâni imişsin. Canımı yakmak uğruna en yaralı yerimden vurdun da, “gönlüm helâk, lakin elîm azâd” dedim yine de. Eyvah ki vuslatın hayâliyle mest olmuş kalbim, şimdi firakın zehriyle yanmakta, ey zalîm-i ma’şuk…