Herkes bilir ki, mükemmelliğe giden yol taşlıdır ve erdem de bu yolda her zaman engellerle karşılaşır, günahı ve kötülüğüyse şans öylesine destekler ki...
Bir sürü aptalin saldırısına uğrayan, daha fazlasının da yok saydığı ahlaki vicdan, var olan ve daima var olmuş bir şeydir, yoksa ruh denen şeyin bulanık bir fikirden öte olmadığı Dördüncü Zaman filozoflarının icadı değildir.
... bu şekilde bahşedilen güvenin sonucu olan ahlaki sorumluluğun etkisinin onun suça eğilimini dizginleyip dizginlemeyeceğini, böylelikle de en sefil ruhlarda bile her zaman rastlanabilecek parıltıyı ve soyluluğu yüzeye çıkarıp çıkarmayacağını kimse bilemez.
İnsan doğası hakkında kuşkucu olanlar ise -ki hem sayıca çokturlar hem de inatçıdırlar-, önüne çıkan fırsatların insanın ille de hırsız yapmadığı doğru olsa da hırsız olmasına çanak tuttuğu da doğrudur, derler.
Kuşkusuz o da herkes gibi ergenliğinde muhtemelen kör olma oyunu oynamış, gözlerini beş dakika kapalı tuttuktan sonra, körlüğün korkunç bir felaket olduğu sonucuna varmıştı.