En sevdiğim, açık ara Türk roman tarihinin en iyisi olduğunu düşündüğüm kitaptır kendisi. İnsanın kendi içindeki karmaşayı okura bu denli derin hissettirmek şüphesiz çok güç. Hikmet'in sanrıları, insanlığa yabancılaşması öylesine derin işlenmiş ki okurken kendini Hikmet'in yerine koymak hiç ama hiç zor olmuyor. Kendi iç dünyamı keşfetmemde büyük bir rol modeldir bu roman. Kimine yorucu ve ağır gelebilen Oğuz Atay'ın kalemi gerçekten büyük bir zekanın ve yaratıcılığın roman tarihine kalıcı örneklerinden. Her şeyiyle bir bütün olan bu kitap bana gerçekten kitap okuma tutkusunu kazandıran o ilk romandı. Belki bendeki yeri ayrı olduğu için bu kadar kusursuz geliyordur ancak kesinlikle bu romanı okumayan insanın çok şey kaçırdığını düşünüyorum.
"Bazı insanların, bazı şeylere hiç hakları yoktu: ne var ki, insanlar da en çok, bu hiç hakları olmayan şeyleri yapıyorlardı."