Osmanlı’daki bir kayboluş…
Yüzyıllar sonra düşen bir gemi…
Ve enkazdan çıkan bir varlık: Alaz.
Konuştuğu dil, taşıdığı genetik sır ve işaret ettiği kadim yazıtlar…
Hepsi tek bir gerçeğe işaret eder:
İnsanlık, sanılandan daha eski bir yolun yolcusudur.
Dr. Leyla Arslan, iki güneşli Menry uygarlığının izlerini takip ettikçe hem tarihin hem de bilimin cevaplayamadığı sorular bir bir çözülür.
Ama her gerçek bir bedelle gelir.
Menry – Kök Atalar
Unutulmuş geçmiş, geri dönmek için sesleniyor.
Menry - Kök AtalarKaan Şıvkın
Gökyüzü hiçbir sırrı sonsuza dek saklamaz…
1579’da Osmanlı sarayında kaybolan bir cariye, yüzyıllar sonra düşen bir gemi ve hayatta kalan bir varlık: Alaz.
Astrobiyolog Dr. Leyla Arslan, Menry’nin “Kök Atalar” gerçeğiyle yüzleşirken, insanlığın sandığından çok daha eski bir kökene sahip olduğunu keşfeder.
Bilim, tarih ve kozmik mitoloji iç içe geçerken; dostluk, ihanet ve kaderin ağı yeniden örülür.
Menry – Kök Atalar, Türk bilimkurgusunda yepyeni bir evrenin kapılarını aralıyor.
ÖN SATIŞ: trendkitabevi.com/menry-kok-atalarMenry - Kök AtalarKaan Şıvkın
İstanbul'un puslu bir gecesinde gökyüzü aniden alevler içinde kalmıştı. Sultan III. Murat'ın sarayının bahçesinde toplanan nedimeler, harem ağaları ve Müneccimbaşı, göğe yükselen “ateşten bir küre”yi hayretle izliyordu. Bu garip cisim, bir süre sonra Sırça Köşk'ün üzerinde durakladı, ardından kulakları sağır eden bir gürültüyle gözden kayboldu.
Aynı gece Padişah’ın gözdesi Nazperver Hatun, odasında telaşla hazırlanıyordu. Yıldızları seyretmeye meraklı bu genç cariye, daha önce de “gökteki garip ışıklardan bahsetmiş hatta Müneccimbaşı’ya rüyalarında kendisini göklerde dolaşırken gördüğünü anlatmıştı. O gece sultanın nedimeleri, onun odasını boş buldu. Penceresi ardına kadar açıktı. Yerde ise ne bir iz ne de bir mücadele belirtisi vardı.
MENRY - Kök Atalar
BÖLÜM 1 : ÜÇÜNCÜ TÜRDEN YAKINLAŞMALAR (Sayfa 12) Kaan ŞıvkınMenry - Kök Atalar