Şu soğuk havada balkona çıkıp bir sigara yaktım. Boğazım feci halde. Neden yaptığımı biliyorum ancak kendi kendime dillendirmeyi kaldıramıyorum. Yirmi dakika önce kitabımı bitirdim ve yine doldu kafamın içi. Sonunu da pek beğenmedim ya, neyse. Bazen elimizden geleni yaparız ancak yapamadıklarımız için kahroluruz. Etkisi gerek büyük gerek küçük olsun. Evet, geniş hatlarıyla bakınca hiçbir şey sona ermiş değildir ancak sonu en derinlerimizde hissederiz nedense. Kendi içimizde yaşadığımız hayal kırıklıkları kadar kötüsü nedir ki başka? Düşünmeyi hatta gereğinden fazla düşünmeyi ve her şeyi hatırlayıp, sineye çekip, ket vurmayı geçiyorum bunları derken. Mükemmel değiliz hatta kötüyüz de bazı konularda ama iyi ve kötünün bile nesnel olmadığı bu dünyada neyi ne için yapmalı? Neyi ne için nasıl hissetmeli? Doğru nedir? Yanlış nedir? En basit kavramlarda bile takılı kalmak cidden çok zorluyor ertesi güne geçiş yapmaya çalışırken. Her şey hakedilmiş midir? Elbette hayır. Elimizde olmayan şeyler mahvedebilir bizi. Elimizde olup doğru şeyler yapamamış olmak da düşüncelerimizi mahvedebilir pekala. Geleceğe dair düşüncelerimizi... Bu yükü sırtlanmak mı gerekli ve eğer gerekliyse nereye, ne zamana kadar gerekli? Bilmiyorum hiçbir şeyi, umarım öğrenebilir ve çözebilirim. Bu yükü belki de hakettim ben ve bir hamal gibi taşıyacağım hep. Ama demek istediğim son ve tek bir şey, "Ben böyle olsun istemedim. Özür dilerim binlerce kere."