Seninle hemfikirim. O halde neden hareket ediyorsun? Hareketsiz yaşayamaz mısın? Hayır, hiç sebep olmadığı halde, yaşamak ve hareket etmek istiyoruz. Çünkü bunu bizden tabiat istiyor. Böyle olmasaydı yaşamakla ölmek arasında ne fark olurdu?
Aman Tanrım! Gün batmadan öleceğim doğru mu? İdam edilecek kişinin ben olduğum doğru mu? Dışarıdan gelen o boğuk çığlıklar, şimdiden rıhtımlarda neşeyle toplanan o insan kalabalığı, kışlalarında hazırlanan o jandarmalar, siyah cübbeli o rahip, elleri kanlı o adamlar, bütün bunlar benim için mi? Demek burada kımıldayan, tıpkı herhangi bir masa gibi bu masanın yanında oturan, belki de başka yerde olması gereken, dokunan, hisseden ve giysilerinde hâlâ kıvrımlar oluşan ben öleceğim!