Yani, mektuplarımı oku general ve hükmünü ver; hayatımı dinle Dede, ben de seninle birlikte savaştımsa, kimse nasıl acı çektiğimi öğrenmeden yaralandımsa, sırtımı hiçbir zaman düşmana çevirme-dimse
Hayır duanı esirgeme benden!
Şaklabanın ise güldürücü olana zaafı vardır, güldür-mek söz konusu olduğu zaman ne kendini ne de başkalarını sakınır; sevimli birinin söyleyemeyeceği, hatta bazılarının din-leyemeyeceği şeyler bile söyler. Dağdan inme insansa böyle konuşmalar için işe yaramaz, çünkü buna hiç katkısı olmadığı gibi herşeye de gücenir. Oysa dinlenme ve şakanın yaşam için zorunlu olduğu düşünülüyor
Görevimin, tek görevimin bu olduğunu hissediyorum: uzlaşmaz ola-nı uzlaştırmak, ata yadigarı koyu karanlığı içimden söküp atmak, onu gücüm elverdiğince aydınlığa dönüştürmek.
Öncelikle şu beklenmedik manzarayla bir yüzleşelim: hüma-
nizmimizin striptizi. İşte çırılçıplak ve hiç de güzel değil: Ya-
lancı bir ideolojiden, yağmanın incelikli aklanmasından baş-
ka bir şey değil. Yapmacık tavırları ve sevgisi, saldırgan eylem-
lerimize kefil oluyor. Şiddet karşıtlarının görüntüsü hoştur: ne
kurban ne işkenceci! Gelin bakalım şimdi! Oy verdiğiniz hü-
kümet ve kardeşlerinizin hizmet ettiği ordu hiç duraksamadan
ve vicdan azabı duymadan "soykırım" yaparken siz kurban de-
ğilseniz, o zaman kesinlikle işkencecisiniz