Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Psikanaliz Üzerine Beş Ders – Sigmund Freud
Psikoloji tarihinin en etkili isimlerinden biri olan Sigmund Freud, Psikanaliz Üzerine Beş Ders adlı eserinde kendi kuramının temel taşlarını okuyucuya oldukça anlaşılır bir şekilde sunuyor. Kitap, Freud’un Amerika’da verdiği beş konferansın metinlerinden oluşmasına rağmen akademik bir ders havasından çok, düşünmeye sevk eden bir sohbet niteliği taşıyor.
Eserde Freud, psikanalizin nasıl ortaya çıktığını anlatırken özellikle histeri vakalarından yola çıkıyor. İnsan davranışlarının yalnızca bilinçli kararlarımızın sonucu olmadığını, bastırılmış duygu ve düşüncelerin de hayatımızı şekillendirdiğini örneklerle açıklıyor. Bilinçdışı, bastırma, direnç ve rüya yorumları gibi bugün psikoloji literatürünün en bilinen kavramlarının temellerini bu kitapta görmek mümkün.
Kitabı okurken beni en çok etkileyen nokta, Freud’un insan zihnine dair yaptığı gözlemlerin üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ düşündürücü olmasıydı. Her ne kadar günümüzde bazı görüşleri eleştirilse ve bilimsel açıdan tartışılsa da, ortaya koyduğu fikirlerin psikoloji, edebiyat ve hatta günlük yaşam üzerindeki etkisini görmek oldukça ilgi çekici.
Bu eser, psikanalizi derinlemesine öğrenmekten çok onu anlamak ve Freud’un düşünce dünyasına giriş yapmak isteyenler için güçlü bir başlangıç niteliğinde. Kısa hacmine rağmen okuru insan zihninin görünmeyen yönleri üzerine düşünmeye davet eden, psikolojiye ilgi duyan herkesin kütüphanesinde bulunması gereken önemli bir klasik. Çünkü bazen insanı anlamaya çalışmak, önce kendi bilinçdışına bakabilme cesaretini göstermekten geçiyor.
Bazı kitaplar vardır; okursunuz, beğenirsiniz ve rafa kaldırırsınız. Bazıları ise bittikten sonra uzun süre zihninizde yaşamaya devam eder. Benim için Spinoza Problemi tam olarak böyle bir kitap oldu. Hatta rahatlıkla söyleyebilirim ki okuduğum en iyi kitaplardan biri. Bu yüzden kitaba puanım hiç düşünmeden 10/10.
Irvin D. Yalom’u daha önce Nietzsche Ağladığında ile tanımış ve hayran kalmıştım. O kitapta nasıl ki tarihsel kişiliklerin düşünceleri başarılı bir kurgu içerisinde okuyucuya aktarılıyorsa, Spinoza Problemi de aynı başarının hatta bana göre en güçlü örneklerinden biri olmuş. Nietzsche Ağladığında benim en sevdiğim kitaplardan biridir ve bu eser de rahatlıkla onun seviyesine çıkmayı başardı.
Kitabın en etkileyici yanı, Spinoza’nın felsefesini okuyucuya doğrudan bir felsefe kitabı gibi anlatmak yerine güçlü bir roman kurgusunun içerisine yerleştirmesi. Bir tarafta 1600’lü yıllarda yaşayan Baruch Spinoza’nın hayatı, aforoz edilmesi, Tanrı anlayışı ve düşünce özgürlüğü uğruna ödediği bedeller; diğer tarafta ise 1900’lü yıllarda Hitler’e hayranlık duyan ve Nazi ideolojisinin önemli isimlerinden biri olan Alfred Rosenberg’in hikâyesi bulunuyor.
Yalom’un kurduğu yapı gerçekten hayranlık uyandırıcı. Bir bölümde Spinoza’yı okurken bir sonraki bölümde Alfred’e geçiyoruz. Sonra tekrar Spinoza, sonra yeniden Alfred… İlk bakışta birbirinden tamamen kopuk görünen iki hayat, iki farklı ideoloji ve iki farklı çağ ilerledikçe aynı sorular etrafında birleşmeye başlıyor. Bu anlatım tekniği kitabı inanılmaz akıcı hâle getiriyor. Sürekli olarak “Bir sonraki bölümde diğer karaktere ne olacak?” merakıyla sayfaları çevirmeye devam ediyorsunuz.
Üstelik burada anlatılanlar tamamen hayal ürünü değil. Spinoza da Alfred Rosenberg de tarihsel gerçek kişiler. Yalom, tarihî kaynaklardan
Spinoza ProblemiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20192,704 okunma