İnsan bir iş girişimi olup çıkmıştır: Yaşamı, onun sermayesidir ve görevi sanki bu sermayeyi olabildiğince iyi yatırıma dönüştürmektir. Eğer sermaye yatırımını iyi yaparsa, o zaman başarılı olur. İnsan böylece bir şey, bir nesne hâline gelir.
Doğal bağlar olan aile ve topluluk dayanışması çözülüp gitti, hem d eyerlerine yenileri konulmadan. Modern insan yapayalnız ve kaygılıdır. Özgürdür ama bu özgürlükten korkmaktadır.
Üretimin giderek artmasına ve tüketici yöneliminin güçlenmesine yol açan modern sanayi sisteminin genişlemesi. İnsan bir toplayıcı ve kullanıcı hâline geldi. İnsan yaşamının merkezi deneyimi olarak ben sahibim ve ben kullanıyorum tavrı gitgide güçlenirken, ben benim tavrı gitgide zayıfladı. Araçlar -yani maddi refah, üretim ve mal edinimi- böylelikle birer amaç olup çıktı. Önceleri insan, daha iyi bir yaşam, insan onuruna yaraşır bir yaşam için gerekli araçlardan başka bir şey istemezdi.
Elimin kuruduğunu görüyorum, krem sürüyorum ama ruhumun kuruduğunu görmezden geliyorum. Hâlbuki o da alarm veriyor. Ruhumu da beslemem gerekmez mi? Onu da dua ile besleyeyim.