Li-3, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Karadenizde kadın yıllardır aynı. 29.5.1952
Duyardım da inanmazdım. Derlerdi ki, Karadenizde erkekler oturur, her işi; tarla işini, ev işini, pazar işini kadınlar görürler. Bu hali gördükten sonra...
Şu ambarda, güvertede kaç övün yemek yendiyse hep erkekler önce yedi, kadınlar baktı. Kalan artıkları da köpeğe atar gibi, kadınlara verdiler.

Bu Diyar Baştan Başa, Yaşar Kemal (Sayfa 160 - Cem yayınevi 1973 2. Basım)Bu Diyar Baştan Başa, Yaşar Kemal (Sayfa 160 - Cem yayınevi 1973 2. Basım)
Betül, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor

"Belki de" diyordu içinden, belki de anne olamadan geçip gitmektir kaderim.."
İsyan değildi içinde esen rüzgarın adı. Veren ve verecek olan Allah olduktan sonra, kimseye çatma hakkı yoktu ki. Kendisine bile..
Ama kadınlar biraz böyledir ya! En çok kendilerini suçlamayı severler, hiç esmeyen rüzgara, beklendiği halde bir türlü yağmayan yağmura, çalınmayan kapıya, vakitsiz giden yolcuya dayandığında, kendi paylarını arayıp dururlar ağır aksak giden her işin ardında. En çok kendilerini çıkarırlar kadınlar ortaya, kimsenin sahip çıkmadığı işler söz konusu olduğunda..

Siret-i Meryem, Sibel EraslanSiret-i Meryem, Sibel Eraslan
meryem, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor

Her şey burada başladı...
Martin Eden kendini daha iyi hissetti ve sanki hoplayıp sıçrayıp kendisini yere fırlatabilirmiş gibi kolçaklarına sıkıca yapıştığı koltuğun ucundan hafifçe geriye kaykıldı.
İyi bildiği bir konuda konuşturmayı başardığı kız bıcır bıcır şakırken, o da bu güzel kafanın bunca güzel bilgiyle dolu olmasına hayret ederek ve yüzünün solgun güzelliğini içerek onu takip etmeye çalışıyordu. Kızın dudaklarından rahatça dökülüveren bilmediği kelimeler, zihnine aşina gelmeyen eleştirel cümleler ve düşünce zincirleri, her ne kadar bu takibi zorlaştırıyorsa da aklını dürtüyor, harekete geçiriyordu.
İşte entelektüel bir hayat ve işte var olabileceğini hayal bile etmediği sıcacık, harika bir güzellik, diye düşündü. Kendini unutup aç gözlerle kıza baktı.
Karşısında yaşamaya değer bir şey vardı işte; kazanmak için savaşmaya, mücadele etmeye ve evet, uğruna ölmeye.
Kitaplar haklıydı. Dünyada böyle kadınlar da vardı. Karşısındaki onlardan biriydi.

Martin Eden, Jack LondonMartin Eden, Jack London
Veysel Kurkut, Aşkın Metafiziği'yi inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kadınlar hakkındaki söylemlerine katılmıyorum ve bu ataerkil söylemleri çocukluk yıllarında annesiyle olan problemlerine bağlıyorum. Kadınlar toplumsal statüde yer edinemiyor ve filozof olamıyorsa bu ataerkil yapı ve onların aşağılık görünmesindendir. Öte yandan aşkı evrimsel ve doğa açısından açıklayışını çok etkileyici buldum. Bir çok felsefecinin öncüsü. Freud ve Nichenze gibi bir çok düşünürü etkilemiş bir insan kendisi. Okunmalı

Gözde, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor

"Kadınlar inanılmazdı. Tanıştıktan iki saat sonra iç çamaşırından konuşabiliyorlardı."

Sevgilimin Sevgilisi, Maggie O'Farrell (Sayfa 190 - Yky)Sevgilimin Sevgilisi, Maggie O'Farrell (Sayfa 190 - Yky)
™ Parende, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Muhammed'in Beşinci Mektubu
" Ben kendi kıymetimi bilmem, sen bil olur mu? " demiştin ya bir gün, bak hâlâ aynı kıymeti çekiyorum tespih gibi.

Düğümlere Üfleyen Kadınlar, Ece Temelkuran (Sayfa 292 - Everest yayınları)Düğümlere Üfleyen Kadınlar, Ece Temelkuran (Sayfa 292 - Everest yayınları)
™ Parende, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

"...İnsan istersem delirebilirim sanıyor. Öyle olmuyor."

Düğümlere Üfleyen Kadınlar, Ece Temelkuran (Sayfa 292 - Everest yayınları)Düğümlere Üfleyen Kadınlar, Ece Temelkuran (Sayfa 292 - Everest yayınları)

Evlat acısıyla kalbi ezilmiş mazlum anneler... Sahtekar liderlerin, dandik şeyhlerin, naylon beylerin şuursuz öfkesine maruz kalarak işten kovulan ve yine de boyun eğmeyen kadın yazarlar... Kapandığı için ayrı, açıldığı için ayrı eziyet gören hanımefendiler... Evde, işte, devlet dairesinde, sokakta, köyde, şehirde... her zaman, her yerde, herkesçe dışlanan, susturulan, küçümsenen tüm kadınlar...


Siz...

Bu ülkenin asıl umudusunuz.

Gençler değil.

Liderler değil.

O, öteki, ben, beriki, şu, şuradaki... değil.

Sizsiniz Türkiye'yi sakinleştirip yatıştıracak olan.

Bir merhem gibi, bir iksir, bir şifalı su gibi sözlerinizle...

Bu milleti insanlığa, akla, ahlaka, demokrasiye, adalete, hayata, normale siz döndüreceksiniz.

Türkiye'ye küsmeyiniz.

Bizleri affediniz.

Bizler, bir ergen çetesi, haydut güruhu, kuru kalabalıktan başka bir şey değiliz. Sizin leydi zarafetiniz, Anadolu kadını metanetiniz, prenses inceliğiniz, sabrınız, letafetiniz, dirayetiniz ve medeni cesaretiniz bu toplumu ıslah eder ancak.

Lütfen çıkıp konuşunuz.

Eski günlerde annelerimizin söylediği gibi...

"Evladım kavga etmeyin, kardeş kardeş oynayın" deyiniz.

"Küfür etmeyin, çocukları öldürmeyin, artık büyüdünüz, çalışın, haram yemeyin, o kızı üzmeyin, azıcık şükredin..." deyiniz.

Ne diyeceğinizi siz daha iyi bilirsiniz hanımlar.

Allah aşkına susmayınız, bir şey söyleyiniz.

http://otdergi.com/...cesur-olamaz-14.html


[ Murat Menteş ]

Razmuhi, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

İçgüdüsel doğası güçlü olduğu zaman, bir kadın içsel yok ediciyi, kokusundan, görünüşünden, sesinden yola çıkarak sezgisel olarak tanır... varlığını sezer, yaklaştığını duyar ve ondan uzaklaşmak için tedbirler alır. İçgüdüleri zedelenmiş kadın ise, daha geldiğini bile anlamadan yok ediciyi tepesinde bulur, çünkü işitmesi, kavrayışı ve anlayışı zayıflamıştır. Bunun nedeni esas olarak onu nazik ve terbiyeli olmaya, özellikle de yaşadığı istismarı fark etmemeye teşvik eden içsel tasarımlarıdır.

Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Sayfa 87 - Ayrıntı yay.)Kurtlarla Koşan Kadınlar, Clarissa P. Estes (Sayfa 87 - Ayrıntı yay.)