"Şimdiye kadar erkek oldun da ne oldu? Biraz da kız ol! Kıvırabilirsen ... Yani demek istiyorum ki bu işi kıvırabilirsen, üç beş gün sonra da seni konsomatris ya parım, çıkarının ortaya! Gül gibi geçinir gidersin! Hele elin bardak tutmaya, çatal kullanmaya yatsın. Hiç belli olmaz, bir de bakmışız, yıldız olup çıkmışsın. Uzun boy, ince bel... Kimin kızından aşağısın be!"
Mrs. Western'e göre, evlilik, şairlerin anlattığı gibi, aşktan doğan romantik bir mutluluk tasarısı değildi; din adamlarının öğrettikleri gibi, bazı amaçları gerçekleştiren kutsal bir kurum da değildir. Mrs. Western'e göre, evlilik bir çeşit bankaydı: Aklı başında kadınlar, varlıklarından en iyi biçimde yararlanmak, başka yerlerden elde edemeyecekleri yüksek faizleri alabilmek için, neleri var neleri yoksa bu bankaya yatırırlardı.
"Biliyorum. Ve kadınlar gelip sana keder ve benzer duygularla dolu hikâyelerini anlattığında sen de o tatlı anları tekrar tekrar yaşıyorsun. Ama bir süre sonra tadı kaçıyor. Artık birinin kalbini kırmasından endişe etmemeye başlıyorsun ve kırılacak bir kalbin olmadığı için endişeleniyorsun. Yani korkuyorsun, ama korku kişinin kontrol etme ihtiyacına uygun bir duygu değildir."
Buna hakkı da yok değildi. İyi bir terzinin bize giydirdiği esvaplar yalnız vücudumuza geçmiş ve onun şeklini tadil etmiş sayılamaz. Onlar elbette maneviyatımıza da geçer ve tabiatımıza, ahlakımıza da tesirleri olması tabiidir. Onlar, görünüşe bakan insanların gözleri karşısında şeklimizi değiştirmekle talihimizi de değiştirir. Bizden ziyade hisli olan kadınlar bunu pek iyi bilirler. Bir kadına ihtimal ki yeni, taze bir kan aşılansa bu onun bedbinlikten nikbinliğe doğru bir felsefe değiştirmesini bir büyük terzinin esvapları kadar temin edemez, ona kuvvet, neşe ve hayat veremez. Kadınlar en büyük saadetlerini Allah'a olduğu kadar terzilerine de borçlu olduklarını duyarlar. Başkalarınca belki bir ihtiyaç telakki olunmayacak bu süs kadınların en muhtaç oldukları şeydir: Kendi kendilerine emniyetlerini, hayata muhabbetlerini arttırır. Onun için Fahim Bey'e gülen arkadaşlarının yerinde kadınlar olsalardı, onu anlayacaklardı.