Günlerdir içimde tarifsiz bir telaş var. Hem tatlı bir heyecan, hem de kalbimi titreten bir haşyet… Bu yolculuk sıradan bir yolculuk değil. Bu, kulun Sahibine doğru yürüyüşü.
Ne kadar yorucu geçti hazırlık günleri… Ne çok koşuşturma, ne çok iç muhasebe… Lâkin bütün o yorgunluğun içinde kalbimin derinlerinde büyüyen bir sevinç vardı. Çünkü biliyorum ki bu bir davettir. Kul istemekle kalır; çağrılmak ise lütufla olur.
Cenâb-ı Hak, acz ve fakr içinde olan bu kulunu huzuruna davet etti. Kırk günlük bir misafirlik… Ramazan’ı o mübarek beldede idrak etmek, Kadir gecesini o semanın altında aramak, bayram sabahına Beytullah’ın gölgesinde uyanmak… Bu ne büyük bir ikramdır.
Düşündükçe kalbim titriyor. Sanki asıl sevdiğime, asıl Sahibime kavuşmaya gidiyorum. Yıllardır dilimde olan duaların, gözümde biriken yaşların yöneldiği yere doğru yürüyorum. Bunun tarifi yok. Kelimeler kifayetsiz kalıyor. Çok mutluyum… Çok huzurluyum… Ve bir o kadar da mahcubum.
Çünkü insan Rabbine yaklaşırken kendi kusurlarını daha çok görüyor. Bu yol, sadece bedenin değil; nefsin de yolculuğu. İnşallah orada daha çok arınmaya, daha çok teslim olmaya niyetliyim.
Buradaki küçük ama kıymetli ailem… Sizlerden de helallik isterim. Bilmeden kırdığım bir kalp, fark etmeden ihmal ettiğim bir gönül olduysa affola. Üzerimde hakkınız varsa helal edin.
Dualarımda yeriniz var. Rabbim bizleri dünya ve ahirette rızasına mazhar eylesin.
Bu bir yolculuk değil sadece…
Bu, kalbin Sahibine dönüşüdür.🌿