oturdu karşıma, elinde oyuncağı.
ağlıyor, kendine sarılıyor sadece.
sessizce baktı bana,
gözlerimin içine baktı, “geçecek mi?” der gibi.
“geçecek.” desem kalbimdeki sızı utanırdı,
“geçti.” desem izlerim izin vermezdi konuşmama.
“korkularım bitti mi?” dedi.
“bitti.” diyemedim, “artık korkmuyorsun.” diyemedim.
ben sustukça ağladı,
ben sustukça içine kapandı karşımda.
sevemedim onu,
sarıp sarmalayamadım, koruyamadım.
son kez döndü bana,
“bizim suçumuz mu?” dedi.
“bizim suçumuz değil.” demem için yalvarır gibi baktı gözleri.
“hayır.” diyemedim,
“bizim suçumuz değil.” diyemedim.
kalktı karşımdan, oyuncağını bıraktı ardında.
büyümeyi sevmedi belli ki,
öyle çocuk kalmak istedi.
karşımdaki çocukluğumdan başkası değildi,
o küçük çocuk bendim.