• denize yüreğimizde yer verecek denli yakınken kum tanelerine dokunmanın hazzını yaşayamadık.
    biz uçurumdan koca sahili kucakladık, kendimizi bir kez olsun sarmadık.
    yollar engebeliydi, her adımda düştük.
    bizi çok üzdüler nora, biz çok göz yaşı döktük.
  • bir tanrıya rastlarsan söyle
    ben cehenneme çıralar toplayıp geldim
    bir ağıt üç göğse iğnelendi ben öldüğümde
    boynumdaki yazma bana annemden kaldı
    sıkı sıkıya düğümledi nefesimi boynuma
    minareleri yıkıldı şehrimin ve tabuları
    hizaya geçen dominolara bir dokunuş da benden
    dokunduğum tene sevmek zehrini kusuyor gözlerim
    ben kırık parmağımla bir desteden seni çektim
    tanrı kaleminin ucunu açtı ekledi kaderi omzuma
    ben ilikledim buz kesmiş tüm ruhların önünü
    içimdeki gudubeti sivriltirken köreldi mızraklarım
    gövdemden bir taş al bir ışıksız camı kıralım
    anarşizmin en acımasız manifestosunu yazdır bana
    dikenlerim, içime dönük çıbanların ve kıymıkların
    bir tanrıya rastlarsan söyle
    ben günahlarımı çok ucuza sattım
    üstüme yapıldı bir arnavut kalbi ben öldüğümde
    tirbuşonlar kenetlendi tüm aortların kapağına
    mektupları yakıldı aşklarımın ve gemileri
    bu tragetyanın senaryosuna bir perde de benden
    seslendiğim boşluklara yankılar doğuruyor içim
    ben çığlıklar doğuran bedenimi seninle susturdum
    tanrı bir cesedin üstünü örttü ve dualar etti
    ben kazdım bir bedenin ölçüleriyle toprağı
    içimdeki buhranı dizginlerken bitti kavgalarım
    gövdemden tabutlarımı al bir cenazeyi kaldıralım
    ölenle ölmeyi, nihayetinde dirilmeyi öğret bana
    gözlerimin kadrajına mühürlü
    mızraklarım ve kabuklarım
    .
    KAFKAOKUR/SAYI:37
    PAYDOS/HAZAL KEBABCI
  • Varılacak yol yoktur. Yol ki bu yüzden kendini hâlâ bir yokluk sanır. Yolda olmaktır biricik olan. Değilse aynı tükenişi yürür insan. Durur gibidir yol - ama kendini de gidendir o. Bir yolun da karşıdan karşıya geçme hakkı vardır. Bir yol da birden kıvrılıp sapabilir bir başkasına. Bir başkasıyla bir olmaya. Yollar da yalnızlık geçer çünkü. Ardımızda yapayalnız bırakır gideriz onları. Kendi kendilerine konuşur gibidir bazıları. "Kimsenin geçmediği bir uzak yol, / Gider gelir kendi kendini." der ya Metin Altıok. Bir başka şiirinde ise "Ama ben eskiden de / Hep böyle / Yalnız çıkardım yola." diyerek kendi yalnızlığını bir uzak yolun yalnızlığıyla özdeşleştirir.
    .
    Zordur birisiyle yol yoldaşı, can yoldaşı olabilmek. Bir yolu birlikte yürümek, birlikte göğüslemek! İki kişi gibi yürüsek de gölgemizle. Issız yollar gibidir seslerimiz. Ellerimiz ipincedir yakınını beklemekten. Sözlerimizin pası karartır içimizi. Söylenemeyenin, anlatılamayanın kiri kalır insan yanlarımızda. Susmak, o yüzden uzatır yolları. Suskunluk, kaplumbağa yürüyüşü zamanın.
    .
    Tozlu, çamurlu yollardır benim çocukluğum. Eğri büğrü taşlık yollar en fazla. Toza belenmişliğim, çamura bulanmışlığım vardır çokça. Annemden azarlar almışlığım. Toprak kokusunu tanımışlığım. Çimenler içine gömülmüşlüğü ayaklarımın. Ondandır kentin asfalt yollarına yabancılığım. Kentin dar ve kalabalık, kentin hoyrat,kentin dört duvar beton binalar yükselen yollarına alışamamaklığım.
    .
    KAFKAOKUR/SAYI:37
    YOL:UZAĞIN SİNEMA BİLETİ/GONCA ÖZMEN
  • 64 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    Kitaplardan ilk defa sıkıldığım bu bugünlerde imdadıma dergiler yetişti. Bende raflarda gördüğüm ve ayaküstü incelediğimde içeriği hoşuma giden birkaç dergiyi alıp fikir ve zevk süzgecimden geçirdim. Daha önce okuduğum ve sizlerle de artılarını eksilerini paylaştığım Kafkaokur ve Kafa dergilerinin ardından yeni bitirdiğim dergimiz "İZDİHAM"

    İzdiham, daha ilk sayfasını çevirmeden kapağındaki " Hepimiz ölecek yaştayız" ifadesi ile beni etkilemeyi başardığını söyleyebilirim. Altmış üç sayfalık hacimi ve geniş yelpazeli içeriğiyle uzun soluklu bir dergi İzdiham.

    Benim okuma fırsatı bulduğum 37. sayısıdır. Bu sayının dosya konusu ise babaların babası " Affet beni bir gece vakti, ay doğmuş süzülürken. Sabaha kalmadan affet, tam ayrıldık derken" sihirli sözlerinin sahibi "Müslüm Gürses" tir. ( Ben bu yazıyı yazarken de fonda bu şarkı çalıyor.) Sanatçının hayatındaki dönüm noktaları arasında ufak sıçramaları ve değindiği hususların yanında güzel üslubu ile dosya konusunun hakkını veren " Hakan Göksel" in yazısını çok beğendim.

    Biraz daha içerik hakkında bilgi vericek olursam ifade ettiğim gibi geniş bir hacime sahip olan derginin içeriği çok geniş. Anı, makale, biyografi, anlatı, röportaj, eleştiri, sinama, masal ve çok etkileyici bulduğum cansız nesnelerle yapılan "cansız röportaj" türlerinde sayfalarında yer veriyor. Buraya kadar her şey çok güzel. Derginin tamamını okuduktan sonra sayfalarını bir kez daha kontrol ediyorum çabucak. Fakat şiir konusunda malesef yine doyuma ulaşmadığımı fark ediyorum. Çünkü Altmış üç sayfanın sadece iki sayfasında şiire yer verilmiş olması beni yine üzdü.

    Sonuç olarak ifade etmeliyim ki okumaya takip etmeye kesinlikle ve kesinlikle değecek bir dergi. Üstelik bu kadar zengin bir içeriğe ve sayfa aralığına sahip olmasına rağmen diğer dergilerden ayrılan bir özelliği de derginin 7 TL olması. Cümlelerimi tüm dergide yazılanlar bir tarafa bu yazı bir tarafa diyebileceğim ve çok beğenip unutmaktan korktuğum için not aldığım şu cümlerle bitiriyorum. Esenlikler dilerim:

    " Düşünmek hizadan çıkmaktır. Çocuklara modern eğitim sisteminin aksine uyumsuzluğu da aşılamak lazım. Çünkü bütün o keşifler, icatler, resimler, buluşlar bize uyumsuzluğu göze alabilen büyük küçük çocukların hediyesidir; yoldan çıkanların çizgi dışına taşanların. Uyumsuzluğa tahammül edemeyenlerin de faydalandığı yenilikleri, çizgiyi çizenlerin faydalandığı buluşları çizgi dışına çıkanlar hediye etti onlara. Toplumları uyumsuzlar kurtarır. Uyumsuzlara iyi bakın. İlkokul birinci sınıfta düz çizgi çizemeyen çocuklara iyi bakın. Bırakın alıp gitsin başını çizgiler. Düz çizgilerden siz de sıkılmadınız mı öğretmenim? Dümdüz duvarlardan; dümdüz adamlardan. "

    Kasım PARALICI
  • ''İstanbul'da düzenlenen Tüyap kitap fuarında Hasan Ali TOPTAŞ ile yaptığım kısa ama tadına doyamadığım sohbetten, orada gördüğüm az da olsa güzel şeyler ve yaşadığım çokça can sıkıcı şeylerden bahsetmek istiyorum.''

    + Bu yıl 37. si düzenlenen TÜYAP Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'na katıldım. Az buz değil 100 küsür kilometre yolu (işten çıkmıştım) uykusuz bir halde tepmek zorunda kaldım. Hem böyle bir etkinliğe ilk defa katılacağım için hem de kitaplarını çok severek okuduğum Hasan Ali TOPTAŞ ile kısacıkta olsa (kitabımı imzalarken) sohbet etme fırsatı bulacağım için çok heyecanlıydım. Uykusuzluğumu falan unutmuş bir halde fuar alanından içeriye girdiğimde gördüğüm kalabalık beni daha da coşturmaya yetmişti. Saat 12.40 civarıydı. Bir kahve içip Hasan Ali TOPTAŞ'ın geleceği standın önündeki kuyruğa geçip beklemeye başladım. Zaman geçmiyordu tabii ki.

    + Heyecandan ellerimdeki ter kitaplarıma geçmeye başlamıştı. Acaba neler söylesem diye düşünüyordum içimden ama inanın yazarla yan yana geldiğinizde durum hiçte düşündüğünüz gibi olmuyor.

    + Fazla uzatmadan yazar ile olan anımı anlatıp diğer şeylerden bahsedeyim. Saatinden önce yazar gelip yerine yerleşmiş, sırada bekleyen arkadaşların kitaplarını incelemeye, onlarla sohbet etmeye başlamıştı. Bizden önce yaklaşık 13-14 kişi vardı. Ve sıra bana geldiğinde neredeyse dizlerim birbirine çarpacak kadar heyecanlıydım.

    + Yazarın yanına gittiğimde ilk söylediğim oraya çok özel biriyle geldiğimdi. Beni kendisiyle tanıştıran kişi (BUTTERFREE)'de oradaydı. Kendisi beni bu güzel yazarla ilk olarak Ben Bir Gürgen Dalıyım eseriyle tanıştırdı. Yazara bunu söylediğimde çok şaşırdı ve yüzünde tebessüm oluştu. Sonra yazar kitabımı imzalarken O'na önce çok çok teşekkür ettim, edebiyat dünyamıza böyle güzel eserler bıraktığı için. İçinde kendimizi bulduğumuz, akıcı diliyle sürüklendiğimiz eserlerini keyifle okuduğumu ilettim kendisine. O'da bana öğretmen olup olmadığımı sordu. Hayır dedim mesleğimi söyledim ve bir zamanlar öğretmen olmak istediğimden bahsettim. O'da bana bir zamanlar öğretmen olmak istediğini ama kısmet olmadığını söyledi. Böyle kısa ve güzel bir sohbette bulunduk ama yazarın alçak gönüllüğü karşısında eğildim, kalemi karşısında eğildim, hayatı karşısında eğildim. İyi ki böyle yazarlara sahibiz ve hala hayattayken kıymetini bilelim..

    + Karşılaştığım bir diğer güzel olay KAFKAOKUR standında oldu. Oradaki dergilerden alışveriş yaparken görevlilerden biri üzerinde Sabahattin Ali'nin resmi olan defterden son 1 tane kaldığını söyledi. ''O zaman bize hediye edersiniz'' dedi BUTTERFREE aldığım dergi ve ayraçları uzatarak(şaka mahiyetiyle tabii ki ama içten içe istiyordum da :)) Onlar da kabul ettiler ve defteri bize hediye olarak verdiler. Bu da hoşuma giden bir diğer olay oldu. Hediyeleri için KAFKAOKUR ekibine teşekkürler.

    - Keşke hep böyle güzel şeyler olsaydı ama şimdi sıra can sıkıcı olaylara yer vermekte..

    - Arkadaşlar bende 2 kitap vardı.Sağımda, solumdaki arkadaşlarda da 3 en fazla 4 kitap vardı inceledim. Bazı arkadaşlar ellerine yazarın bütün kitaplarını kapıp gelmişler. Tek tek imzalatırken de sanki asker arkadaşıymış gibi yazarla sohbete tutulup hem yazarın kitapları imzalamasına müsaade etmediler hem de en az 40 50 tane fotoğraf çektiler. Bu nedir sizce? Ben bir açıklama bulamadım bu yaptıklarına. Resmen biz sıradaki diğer kişilere eziyet çektirdiler. Öncelikle o yazarı esir etmeye hakkınız yok. Sonra da biz sırada bekleyenleri.

    - Diğer bir mesele de ben mesela oraya gidebilmek ve bir imza alıp kısa da olsa sohbet edebilmek için 9.30 da yola çıktım ama oradaki yazarın yanındaki görevli kişiler orda bekleyen onlarca kişiyi hiçe sayıp diğer stant görevlilerinin veya kendi arkadaşlarının kitaplarını alıp,imzalatıp, yazarla görüştürüp büyük terbiyesizlik yaptılar. Bu ayıptır. Bizim hakkımıza girmektir. Kendisine öyle davranılsa hoşuna gider miydi acaba çok merak ediyorum. Sırada nerden baksanız 100 kişi vardı ve herkes bu hareketten dolayı benim kadar iğrenmiştir eminim.

    - Böyle şeylerin olması gerçekten canımı sıktı ve sizinle paylaşmak istedim. Daha güzel bir fuarda daha güzel anılar yaşamak isterim. Hayırlı akşamlar herkese.

    Dipnot: Hayatımın en güzel adımlarında benimle olan ve beni daha fazla heyecanlandırıp cesaretlendiren kişiye (BUTTERFREE) teşekkür ederim.
  • Kusursuz olmak gibi bir derdim yok benim,
    sadece bir kanat takıp uçmak istemiştim.

    Kafkaokur/Esra Pulak/Sayı 21/Sayfa 37