a.

Bilge kişilerden biri şöyle der: "İnsan yetkinlikten yoksun olunca kendi başına kalmaktan ürküntü duyar; bu durumda da insanlarla daha çok buluşarak onların yanında bulunmakla yalnız kalmaktan dolayı hissettiği ürküntüden kurtulmuş olur. Ama insan yetkinlik sahibi olduğu takdirde kendisine düşünüp taşınma, bu suretle bilgi ve hikmetini geliştirme fırsatı verdiği için yalnızlığı tercih eder."
Reklam
Resûlullah (s.a.s.), "Bilir misiniz, Müslüman kime denir?" diye sordular. Yanındakiler "En doğrusunu Allah ve Resûlü bilir" dediler. "Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir" buyurdular. Yanındakiler "Mümin kime denir?" dediler. "Diğer müminlerin malları ve canları hususunda kendisine güven duydukları kişidir" buyurdular. Diğerleri 'Muhacir kime denir?" diye sorunca "Muhacir, kötülükten hicret edip uzaklaşan kimsedir.” cevabını verdiler.?
İnsanlarla güzel geçinmek istiyorsan dost düşman herkese karşı kendini aşağılamadan ve yüksek görmeden güler yüzlü ol: kibre kapılmadan vakarlı ol; zillete düşmeyecek şekilde mütevazı ol.Bütün davranışlarında orta yolu tut; çünkü orta yolun iki ucu da verilmiştir.
İnsan kendisi dışındaki biriyle böyle bir yakınlığı sadece onu severse ister. Çünkü sevilmeyenden uzak durulur; onunla içli dışlı olmak istenmez. Sevilen ise ya sevilip amaçlanan başka bir şeye araç yapılmadan, sırf kendinden dolayı sevilir veya kendisi aracılığıyla başka bir amaca ulaşmak için sevilir. Bu amaç ise ya dünyaya, dünya menfaatlerine ilişkindir ya ahirete ilişkindir ya da sırf Allah ile ilgili bir amaçtır.
Nice cahil sofular var ki, (güya helal-haram konusunda) inceleme yaparken gönüller yıkarlar; incitici sözler konuşurlar; şeytan böyle yapmayı onlara şirin gösterir. Gerçekte onlar helal yediklerini insanlara duyurarak şöhret kazanma peşindedirler. Eğer onların kaygısı gerçekten dindarlık meselesi olsaydı, bir Müslüman'ın gönlünü incitmekten duydukları korku, bilmedikleri bir yiyeceği midelerine doldurmaktan duydukları korkudan daha ağır olurdu.
Reklam