Osmanlı geleneğinde "sultan" erkeklerde isimden önce (Sultan Mahmud, Sultan Reşad) kadınlarda isimden sonra (Kösem Sultan, Hürrem Sultan) kullanılıyor. Cem Sultan şeklinde olan kullanımın sebebi ise Roma’ya sığınan şehzadeyi alaya almak.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Amerikan edebiyatının korkunç çocuğu Charles Bukowski, ezilenlerin ve hayal kırıklığına uğramışların cesur, pişmanlık duymayan bir portresini çiziyor.
Bukowski'nin düzyazısı ham, içgüdüsel ve filtresizdir. Yoksulluğu veya bağımlılığı romantikleştirmez; bunun yerine onları çırılçıplak bırakarak çirkinliklerini ve bayağılıklarını açığa çıkarır.
Bu yarı-otobiyografik romanda, bir elinde şişe, diğerinde daktiloyla hayat boyunca sürüklenen, kendini "factotum" (her işi bilen biri) ilan eden Henry Chinaski'nin talihsizliklerini anlatıyor. Chinaski'nin maceraları onu köhne barlardan çıkmaz işlere, çaresiz kadınların kollarından, soğuk ve affetmeyen sokaklara götürüyor. Onun varlığı sürekli bir içki, sigara ve hayal kırıklığı döngüsünden ibarettir. Chinaski, sürekli işsiz, alkolik bir karakterdir. Bir işten diğerine geçerken amacı, gerçek tutkusunu engellemeyecek bir iş bulmaktır: yazmak.
Roman, Chinaski’nin II. Dünya Savaşı döneminde geçici olarak çalıştığı çeşitli düşük seviyeli işleri canlı bir şekilde anlatır. Tek saygı duyduğu yayınevi tarafından reddedilse de, Chinaski yazar olarak başarılı olabileceğine inanır ve mücadele eder. Bu süreçte ilişkiler, alkol ve yazarlık hayatını şekillendirir. Roman daha sonra 2005 yılında aynı adla filme uyarlanmıştır.
Nerdeyse herkes yazar olduğunu düşünüyordu. Kimse dişçi veya otomobil tamircisi olabileceğinden emin degildir ama herkes yazar olabileceğinden emindir.