ilk defa gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum. Çok yorgunum. Sadece bedenim değil, ruhum da yorgun. Nasıl düzelecek, nereden toparlanacak hiçbir fikrim yok. Içimde sürekli bir kırgınlık var ve her geçen gün biraz daha artıyor gibi. Etrafımda insanlar var, konuşmalar var, kalabalıklar var ama ben sanki hepsinin dışında kalmış gibiyim. Yanımda gibiler ama aslında değiller. Anlaşılmadığımı hissediyorum. Kalabalığın ortasında tek başıma kalmışım gibi. Her şey üst üste geliyor. Birini atlatamadan diğeri başlıyor. Nefes alacak bir boşluk bile bırakmıyor hayat. Bağırmak istiyorum, içimdekileri haykırmak istiyorum ama sesim çıkmıyor. Gitmek istiyorum bazen, her şeyi bırakıp uzaklaşmak. Ama nereye gideceğimi bile bilmiyorum. Sadece yüklerimden biraz kurtulmak istiyorum. Biraz anlaşılmak. Biraz dinlenmek. Çünkü bu ağırlıkla daha ne kadar yürünür, bilmiyorum.
Bir "gün" düşersem "yüreğine" ansızın Hani belki "aklına" gelirsem, Bir seher " vaktinin" yalnızlığın da.. Paylaşmak "istersen" içinden geçenleri.. Güçlü ve "korkusuz" görünmeye "çalışsan" da, İçinde ki "korkuları" bilen birine ... "anlatmak" istersen.. Hani belki "içine" bir "sızı" düşerse.. Ne "olduğunu" neden "olduğunu" bilmeden.. "DARALIRSA YüREĞİN" Kalabalıklar için de "yalnız" hissedersen kendini.. GEL YANIMA BEN AYNI YERDEYİM...!
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsanı olduğu gibi kabul edersen, olduğu gibi kalır. Olabileceği gibi kabul edersen, olması gerekene yaklaşır.. Goethe'ye göre insan tek parça değildir. İçinde çatışan iki güç vardır. Biri yükselmek ister, diğeri alıştığı yerde kalmak. İnsan çoğu zaman kötülüğü seçmez, kolayı seçer ve kolay olan zamanla karaktere dönüşür. Bu yüzden çoğu insan potansiyelinden değil, alışkanlıklarından ibarettir. Kendini aşmak acı verir, yerinde kalmak ise güven hissi sunar. İnsanı zincirleyen şey kader değil, korku ile yapılan tercihlerdir. Kalabalıklar adaleti değil, konforu bozmayan doğruları sever. Hakikat rahatsız ediyor ise sessizce ertelenir. İnsan; cesaret etmediği hayatın bedelini, pişmanlık ile öder..
Duygu ve Düşünce
Kalabalıklar beni tanır bense kimseyi..
Onu ilk gördüğümde, Almış yanına yalnızlığını, Girmiş kalabalıklar içine. Kimseye değmeden yürüyordu. Zamanın ayazında kalmış. Eski zaman aşığı, Ait olmadığı bu zamanda, Besbelli üşüyordu. Halit Turhan
Edebiyat
İnsan büyüdükçe hayatındaki kalabalıklar azalıyor. Çünkü zaman geçtikçe fark ediyorsun ki herkesle yürünmüyor aynı yol. Kimi sadece güzel günlerin insanı oluyor, kimi sadece ihtiyacı olduğunda hatırlıyor. Kimi seni olduğun gibi kabul ediyor, kimi ise kendi istediği hâle getirmeye çalışıyor. Ama insan bir yerden sonra şunu öğreniyor: Sevgi, birini değiştirmek değil; onun varlığına saygı duyabilmektir. Ve gerçek bağ, sürekli kendini ispat etmek zorunda kaldığın yerde kurulmaz. Çünkü insanın en yorulduğu şey sevilmemek değil; Sürekli sevilebilir olduğunu kanıtlamaya çalışmaktır.
Duygu ve Düşünce